Konuşma yükleniyor

“Yerel yönetim tarihimizin en köklü kurumlarından biri olan zabıta teşkilatımızın 200. yıldönümü kutlamasının gururunu yaşıyoruz.”
Konuşmacı zabıta teşkilatının 200. kuruluş yıldönümünü kutladı ve zabıtanın yapısal sorunlarını sıraladı. Norm kadro açıklarının kapatılmasını, bir zabıta meslek kanunu çıkarılmasını, zabıta akademisi kurulmasını, 3600 ek gösterge ve yıpranma payı verilmesini önerdi. Yıldönümü için planlanan İstiklal Caddesi yürüyüşüne izin verilmemesini eleştirdi.
Sayın başkanım, kıymetli meclis üyeleri, bizleri ekranları başından takip eden değerli İstanbullerim, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Yerel yönetim tarihimizin en köklü kurumlarından biri olan zabıta teşkilatımızın 200. yıldönümü kutlamasının gururunu yaşıyoruz. 1826 yılından bu yana tam iki asırdır zabıta teşkilatımız kamu düzeninin, kent disiplininin ve hemşire hukukunun sağlanmasında önemli bir görev üstlenmiştir.
Bugün İstanbul'da binlerce zabıta personelimiz vatandaşlarımızın huzuru ve kent düzeninin sağlanması için gece gündüz çalışmaktadır. Sayın Ekrem İmamoğlu başkanımızın ifade ettiği gibi zabta belediyenin üniformasıdır. Bu üniformayı taşıyan çalışma arkadaşlarımız belediye vatandaşlarla buluşturan en önemli görevlerden birini yerine getiriyor. Kıymetli meclis üyeleri, bugün zabıta teşkilatımızın önünde çözülmesi gereken önemli yapısal sorunlar bulunuyor. Öncelikle norm kadro açıklarının kapatılması gerekiyor. Çünkü personel eksikliği doğrudan hizmet kapasitesini etkiliyor. Zabıta teşkilatının yasal statüsünü ve mesleki standartlarını belirleyecek müstakil bir
zabıta meslek kanunun hayata geçirilmesi gerekiyor. Mesleki uzmanlaşmayı ve eğitim standardını güçlendirecek Zabıta Akademisi veya Zabıta Meslek Yüksekokuluun kurulması gerekiyor ve zabıta personelimizin emsal meslek gruplarında olduğu gibi 3600 ek gösterge hakkına kavuşması gerekiyor. Bunun yanında görev sırasında hakaret, tehdit, darp ve fiziksel saldırı riskiyile karşı karşıya kalan personelimize yıpranma payı yani fiili hizmet süresi zammı verilmesi gerekiyor.
Bunlar birer ayrıcalık değildir. Bunlar zor şartlarda görev yapan kamu çalışanlarının haklı talepleridir. Kıymetli meclis üyeleri, bir başka önemli konuya da değinmek istiyorum. 200. Kuruluş yıldönemi nedeniyle geçtiğimiz günlerde Taksim'de düzenlenen programın ardından zabıta teşkilatımızın vatandaşlarla buluşma ve karanfil dağıtmak amacıyla İstiklal Caddesi'e gerçekleştirmek istediği yürüyüşe izin verilmedi.
Oysa bu program önceden ilgili makamlara bildirilmişti. Tören tamamlanmıştı. Amaç bir siyasi gösteri yapmak değildi. Amaç 200 yıllık bir teşkilatın kuruluş yıldönümünü vatandaşla paylaşmaktı. Buna rağmen zabıta daire başkanımız ve beraberindeki zabıta personeli İstiklal Caddesi girişinde durduruldu. Burada özellikle şunu ifade etmek istiyorum.
Biz polisimizle zabıtamızı karşı karşıya getirmek istemiyoruz. Polisimiz de bizim kurumumuzdur. Zabıtamız da bizim kurumumuzdur. Her iki teşkilat da kamu düzeninin sağlanması için görev yapmaktadır. Bizim itirazımız kurumlarımıza değildir. Bizim itirazımız 200 yıllık bir kamu teşkilatının kuruluş yıl döneminde vatandaşla buluşmasının engellenmesinedir.
Zabıta daire başkanımızın orada söylediği söz de aslında meselenin özünü ortaya koyuyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İstiklal Caddesinde yürüyemeyecek miyim? Bence burada üzerinde düşünmemiz gereken soru tam olarak budur. Çünkü kamu kurumlarının gücü birbirini engellemesinden değil, hukuk içinde görev ve yetki sınırlarına saygı göstererek birlikte çalışmasından gelir. 200 yıllık zafta teşkilatımızın kuruluş yıldönünde yaşanan bu olayın bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sayın başkanım, biz zabıta teşkilatımızın daha güçlü olmasını istiyoruz. Daha güçlü kadro istiyoruz.
Daha güçlü hukuki statü istiyoruz. Daha iyi çalışma koşulları istiyoruz. Emeğinin karşılığını alan bir zafta istiyoruz. Ve en önemlisi görevini yaparken yalnız olmadığını bilen bir zabta istiyoruz. Çünkü sahada görev yapan bu arkadaşlarımız çoğu zaman vatandaşla belediye arasındaki ilk temas noktasındadır. Bir sorunu çözmek için ilk onlar sahaya çıkar. Bir düzenleme yapılacaksa ilk onlar uygular. Kent yaşamında bir problem olduğunda ilk onlar müdahale eder ve çoğu zaman yaptıkları iş görünmez. Ama yapmadıkları zaman herkes fark eder. Bugün burada zabıta teşkilatının 200. yılını kutlarken aynı zamanda bir zabıta emekçisinin evladı olarak konuşuyorum.
Çocukluğumda, bayramlarda, tatillerde görev başında olan babamın ve onun gibi binlerce zabıta emekçisinin fedakarlığını bugün çok daha iyi anlıyorum. O zaman belki sadece babamızın neden yanımızda olmadığını değil, bugün bunun arkasında bir kamu hizmet sorumluluğunu ve büyük bir fedakarlık olduğunu çok iyi anlıyoruz. Dilerim bundan sonraki 200 yüzyılda bu üniformayı taşıyan zabıta personelimizin görevine daha güvenli, daha güçlü, daha saygın ve hak ettiği özlük haklarına sahip olarak yerine getirilir. Bu vesileyle İstanbul Büyükşehir Belediye Zapıta Daire Başkanlığımız ve tüm personeline, 39 ilçe belediyemizin fedakar zapta çalışanlarına, gece gündüz demeden görev yapan tüm zapta
emeklilerimize şükranlarımı sunuyorum. Görevleri başında hayatını kaybeden tüm zabıta personelimizi rahmet ve saygıyla anıyorum. Bu teşkilata yıllarını vermiş bugün emekli olan tüm zabıta büyüklerimizi de saygıyla selamlıyorum. Ve özellikle 200 yıl boyunca bu teşkilata emek veren tüm zabıta emekçileri adına zabıta haftasını en içten dileklerimle kutluyorum.
Teşekkür ederim.