Konuşma yükleniyor

“Bugün bu kürsiye sadece bir meclis üyesi olarak değil, olası İstanbul depreminin eşiğinde sokaklarında milyonlarca insanın can güvenliği tehdidi altında yürüdüğü İstanbul'un vebaliyle çıkıyorum.”
Konuşmacı İBB bütçesinin yalnızca yüzde 3 civarının deprem ve afet hazırlığına ayrıldığını, yaklaşık 1,5 milyon riskli bağımsız birim varken bunun yetersiz olduğunu söyledi. Avcılar'da hızlı taramada binaların büyük kısmının riskli çıktığını ama sonrasında vatandaşın yalnız bırakıldığını, yüzde 65'e varan yapım desteği vaadinin somut sonuç vermediğini, toplanma alanları ve afet sonrası lojistiğin belirsiz olduğunu belirtti. Deprem bütçesinin yüzde 10'un üzerine çıkarılmasını, kaynakların tanıtım yerine dar gelirlilerin konut desteğine aktarılmasını, merkezi yönetimle koordinasyon kurulmasını ve KİPTAŞ'ın riskli her ilçede çalışmasını önerdi.
Sayın başkan, değerli meclis üyeleri, kıymetli İstanbullular. Bugün bu kürsiye sadece bir meclis üyesi olarak değil, olası İstanbul depreminin eşiğinde sokaklarında milyonlarca insanın can güvenliği tehdidi altında yürüdüğü İstanbul'un vebaliyle çıkıyorum. Maalesef zaman su gibi akıp gidiyor ama ne yazık ki altımızdaki fay hatlarında biriken o devasa enerji azalmıyor.
Aksine her saniye daha da keskinleşiyor. Bizim bu salonda siyasi polemiklerle geçirdiğimiz her dakika, feda ettiğimiz her saat yaklaştığımız o kaçınılmaz kırılma anından çalınan bir zaman oluyor. Açık konuşalım. Karşımızda duran tablo siyasi bir rekabet alanı değil, İstanbul'un bir bütün olarak var olmaya da yok olma mücadelesidir.
Ancak mevcut İBB yönetiminin faaliyetlerine, bütçe dağılımlarına ve sahadaki hızına baktığımızda bu varoluşsal tehdidin ciddiyetiyle bağdaşmayan derin bir ilgisizlik ve yetersizlik görüyoruz. Değerli arkadaşlar, bir yönetimin samimiyetini süslü reklam filmleri ya da sosyal medya paylaşımları değil, meclisten geçen bütçe kitapçıkları belirler.
2026 yılı güncel İBB mali bütçe verilerine göre belediyemizin toplam bütçesi devasa bir rakama ulaşmıştır. Peki bu devasa bütçenin ne kadarı bu şehrin en büyük beka sorunu olan deprem ve afet hazırlıklarına ayrılmıştır? Maalesef sadece %3'ler seviyesinde kalan sembolik bir pay olarak yerini almıştır.
Şimdi soruyorum sizlere. İstanbul genelinde deprem yönetmeliği öncesi inşa edilmiş ve acilen el atılması gereken yaklaşık 1,5 milyon riskli bağımsız birim varken bu komik bütçelerle hangi binaları dönüştüreceksiniz veya yardımcı olacaksınız? Reklama, algı yönetimine, halkla ilişkiler kampanyalarına bütçe bulmakta zorlanmayan bu yönetim, işbullu'nun canını kurtarmaya gelince neden bu kadar cimri oluyor? Neden bu kadar isteksiz davranıyor anlamıyoruz.
Bu bütçe dağılımı mevcut yönetimin öncelik sıralamasında halkın can güvenliğini kaçıncı sıraya koyduğunun en somut, en acı göstergesidir. Gelin bu yetersizliği görmek için bir de İstanbul'da deprem denince akla ilk gelen 1999'un acısını en derin yaşayan meclis üyesi de olduğum ilçemize, Avcılara bakalım.
Alcılar bilindiği gibi konumu zemin yapısı ve yapı stoğu nedeniyle adeta kronometresi hızla geriye sayan bir bombanın üzerinde oturuyor. Peki İBB Avcılar için bugüne kadar deprem konusunda ne yaptı? Ambarlı'da, deniz köşklerde, merkez mahallesinde, Gümüş Pala'da sokaklara çıkın vatandaşa sorun. İBB her fırsatta kürsü kürsülere çıkıp 10.000 binlerce binayı hızlı tarama testinden geçirdik diye övünüyor.
Evet, avcılarda da yüzlerce bina incelendi. Sonuç ne çıktı? İncelenen binaların çok büyük bir kısmının yüksek riskli veya en kötü kategori olan E sınıfı olduğu bizzat belediyenin sistemlerinde tescillendi. Vatandaş internet sitesine giriyor, sorgulama yapıyor ve evinin bir tabut olduğunu İBB logolu raporlarla öğreniyor.
Peki sonra ne oluyor? Koca bir hiç. İBB tüm İstanbul'da olduğu gibi Avcılar'da da insanlara evin riskli depremde yıkılacak diyor ve ardından o binayı kendi kaderiyle başa bırakıyor. İstatistik üretmek, durum tespiti yapmak laboratuvarların, teknik insanların ve akademisyenlerin işidir. Yerel yönetimin görevi ise o tespitten sonra o binayı yıkıp yerine yenisinin yapılmasına yardımcı olmaktır. Bu konuda yetki sahibi olan İBB nerede, KİPTAŞ nerede diye vatandaş mahallelerde soruyor.
Kentsel dönüşüme mali destek konusunda İBB'nin İstanbul Yenileniyor sayfasında şöyle yazıyor. KİPTAŞ ile kentsel dönüşüm süreci yürütülen 1999 yılı ve öncesinde yapılan yapıların dönüşümünün sağlanması amacıyla düşük gelirli vatandaşlara %65'e varan yapım desteği sağlanıyor. İlk etapta İstanbul'da yer alan 50.000 riskli binanın yenilenmesi hedeflenmekte ve bunun için inşaat maliyetlerinin %65'e varan yapım maliyeti İBB tarafından karşılanacaktır.
Deniyor. Şimdi buradaki %65'e varan kelimesi bize mağaza indirimlerindeki göz boyamaları anımsattı. Ayrıca yine burada yazan 50.000 riskli binanın yenilenmesi derken her binayı minimum 10 daireli kabul etsek bile 500.000 bağımsız bölüm yapar ki bu da İBB'nin karnesine bakılırsa mali açıdan sizin için mantıklı bir iddia olmamış demektir. Bu rakamlarla yapamayacağınız mantık dışı teklifler vatandaşın gözünü boyamaz. Sadece yanıltır.
Ha yok yapıyoruz. Biz sözümüzün arkasındayız diyorsanız bu konuyla ilgili sunumunuzu da en kısa sürede mümkünse deprem olmadan önce bekliyoruz. Peki İstanbul Yenileniyor platformu sadece bir başvuru ekranından ibaret mi kalacak? Siz siyasi olarak kendinizi yenilerken İstanbul'u yenilemeyi unuttunuz galiba.
Hatırlatmak isteriz ki artık insanlar Kiptaş eliyle de yapılan sahada yükselen güvenli konut şantiyelerini görmek istiyor. Dijital ekranlar üzerinden başvuru toplayan bir çağrı merkezi belediyeciliğini görmek istemiyor. Evet, gelelim biraz da afet yönetimine. Afet yönetimi konusu sadece binaların ayakta kalmasından ibaret değildir. Deprem esnasında ayakta kalan binalar olsa bile depremin sonrasında altyapı yetersizliği yüzünden birer açık hava hapishanesine dönüşebilir.
İstanbul'un dar sokaklarını, çıkmaz sokaklarını hepimiz biliyoruz. Olası bir afet anında oluşan enkazların arasına ne bir itfaiye aracı girebilir ne de bir ambulans yaralı taşıyabilir. Afet lojistik planlamasında en kritik unsur olan acil tahliye koridorları bugün kentsel işgaller ve hatalı uygulamalar yüzünden tamamen tıkanmış durumdadır.
İstanbul'un ve özellikle sahil ilçelerimizin yeraltı su, doğalgaz ve kanalizasyon şebekeleri adeta birer saatli bomba gibi işliyor. Deprem anında ana hatlardaki sızıntıyı ve yangın riskini önleyecek otomatik kapatma ve akıllı vana otomasyon sistemleri son yaşanan depremde de görüldüğü üzere çalışmamıştır.
Daha var olan bir sistemi çalıştıramayan İBB'nin olası büyük bir depremi nasıl karşılayacağı konusu içler acısıdır. Bazı ilçelerdeki deprem toplanma alanlarının sadece levhalardan ibaret olduğunu hep birlikte görüyoruz. O tabelaların altındaki alanların kaçında afet anında binlerce insanı günlerce yaşatabilecek su, elektrik, foseptik ve haberleşme altyapısı var.
bilinmiyor. İnsanları depremden sağa çıkarsak bile İBB olarak afet sonrasındaki ilk 72 saatte salgın hastalıklardan ve koordinasyonsuzluktan koruyabilecek bir lojistik ağımız var mıdır? O da bilinmiyor. Maalesef sahadaki gerçekler teoride yazılan süslü raporların çok gerisinde kalıyor. Sayın Başkan, değerli meclis üyeleri, bu konuları afet ve acil durum müdahale komisyon üyesi olarak sıkıcı bir kürsü konuşması olsun diye yapmıyorum.
Hepimizin ailelerinin yaşadığı İstanbul'daki afet güvenliği ile ilgili riskleri sıfıra indirebilmek için sizin adınıza yapıyorum. Ben bunları biliyorum. Bilmeyenler veya bilip de umursamayanlar varsa aydınlansın da el birliğiyle gereğini yapalım diyorum. Komisyon üyesiyim dedim ya. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Dünyadaki ilgili bilim insanlarının bile üzerinde tartıştığı olası İstanbul depremi kapımızdayken afet ve acil durum konuları ile ilgili İBB'nin tek komisyonu olan komisyonumuz maalesef göreve geldiğimiz günden beri zorlama, tek tük, dosyalarla çalışıyor. Bunun tek bir mantıklı açıklaması var. O da İBB'nin bu konularla ilgili olan birimlerinin iş üretmiyor olması.
Zamanla yarıştığımız bu gibi çok riskli durumlarda günü boşa geçirmek olası afetleri çok ağır geçirmemize sebep olacaktır. Bu konularda İBB olarak kendinizi yeterli bulmuyorsanız en azından önünüzde örnek alabileceğiniz hükümetimizin icra ettiği çok güzel örnekler var. Onlardan esinlenebilirsiniz. İBB'yi yönetmek merkezi hükümetle sürekli bir kavga ve inatlaşma iklimi yaratıp kendi yetersizliklerine mazeret üretme yeri değildir. Siz de bu konularda hükümeti örnek alarak, inceleyerek kendinize göre modeller üretebilirsiniz.
Yeter ki bir şeyler yapın. Çevre Şehiricilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız depremlerden etkilenen 11 ilimizde yapıp teslim ettiği 500.000 Bağımsız bölümden sonra beklemiyor. Hala projeler üretiyor. Yarısı bizden kampanyasıyla 100 binlerce bağımsız bölümün dönüşümü için somut adımlar atıyor. Bildiğiniz üzere yarısı bizden kampanyası da 2027'nin sonuna kadar bir yıl daha uzatıldı.
Yetmiyor İstanbul'da ilk etapta 15.000 konutla başlayan uygun kiralama modeli ile sosyal konutlar inşa ediyor. İBB yönetimi ise Avcılar ilçemiz başta olmak üzere bu devasa seferberliğin bir parçası olmak, koordinasyon içinde çalışmak yerine süreci uzaktan izlemeyi ve siyasi bahaneler üretmeyi tercih ediyor.
İstanbul'da Avcıların, Fatih'in, Küçükçekmece'nin, Bakırköy'ün, Fay hattına yakın diğer ilçelerin kaybedecek tek bir saniyesi bile kalmamıştır. Deprem partilerin amblemlerine bakmaz. Deprem binaları yıkarken içinde oturanların siyasi görüşünü sorgulamaz. Biz muhalefet olarak bu kürsüden bir kez daha uyarıyoruz ve önerilerimizi söylüyoruz. 1. Deprem ve afet bütçesinin ivedilikle hak ettiği seviyeye en azından bütçenin %10'unun üzerine çıkarılması gerekmektedir.
2. Ajans belediyeciliğinin PR çalışmalarının bir kenara bırakılıp kaynakların şantiyelere dar gelirli vatandaşın konut yapım desteğine aktarılması elzemdir. 3. Merkezi yönetimle inatlaşma bırakılıp Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıyla, İçişleri Bakanlığıyla veya AFAD'la İstanbul'un kurtuluşu için gerekli olan somut konular üzerinden ortak bir koordinasyon sağlanmalıdır. 4.
Afet ve acil durum konularıyla direkt bağlantılı birimlerinizi daha çok uygulamaya yönelik çalışmalar yapması ve bu meclisi bu konularla zorlaması tabiri caizse terletmesi konusunda uyarmalısınız. 5. İBB'nin kentsel dönüşüm sürecinde uygulama alanında iş yapması gereken Kiptaş kurumunun deprem riski yüksek her ilçede aktif faaliyet göstermesi konusunda çalışmasının sağlanması hayati önem taşımaktadır.
sözlerime son verirken geçen ay yıldönümü olan 99 Marmara depreminde yitirdiğimiz tüm canlarımızı rahmetle anıyor, meclisimizi ve İBP yönetimini depreme hazırlık konularında sorumluluk almaya davet ediyorum. Geçen yıldan beri yapmayı planladığımız deprem gündemli meclis toplantımızı da en kısa sürede deprem olmadan önce yapmak için Sayın Meclis Başkan Vekilimizden gün beklediğimizi de hatırlatmak isterim.
Eğer bugün bu radikal adımları atmaz, bu yetersizlik sarmalından çıkmazsak yarın o büyük sarsıntı gerçekleştiğinde Allah korusun hepimiz bu enkazın altında kalırız. Allah elbette korur ama tedbiri de almamızı bizden ister. Saygılarımla.