‘’Güvenlik soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi’’ ve Anayasa Mahkemesi

Önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi planlanan ''Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi'' neler getiriyor ve Anayasa Mahkemesinin benzer düzenlemelere karşı bugüne kadarki tutumu nedir?

Nedir?
Arşiv araştırması; kişinin adli sicil kaydının, kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığını, kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalarının, kişi hakkında bir sınırlama olmadığının ve hakkında kamu görevinden çıkarılmaya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir. 
Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetlerindeki ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği ve iletişim içinde olup olmadığının mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir. Güvenlik soruşturmasına, görevin gerektirdiği niteliklere etkisi yönüyle kişinin eşi ile birinci derece kan ve kayın hısımları da dahil edilir.
Yukarıda anlatılanlara göre güvenlik soruşturmasını arşiv araştırmasına göre daha detaylı bilgiler edinmek amacıyla gerçekleştirilen bir saha çalışması olarak özetleyebiliriz. Güvenlik soruşturması, uygulamada bu soruşturmaya tabi kişilerin yaşadığı yerlere gidip komşularına, ailesine ve kendisine sorular sormak ve onları soruşturma boyunca gözlemlemek yoluyla yapılacaktır.

Kimlere Uygulanır?
Arşiv araştırması statüsüne bağlı olmaksızın ilk defa yahut yeniden, memuriyete veya kamu görevine atanacak herkese uygulanır. Arşiv araştırması ile birlikte güvenlik soruşturmasına tabi olanlar, teklife göre şu şekilde sıralanabilir:
-Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve bu kurumlarda eğitim görecekler,
-Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel
-Üst kademe kamu yöneticileri
-Özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler (örn. Hakimler ve savcılar), 
-Milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler.

Bu Tekliften Önceki Düzenlemeler
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında çıkarılan OHAL KHK’si ile yapılan ilk düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından kişisel veri niteliğindeki bilgilerin memuriyete girişte değerlendirilmeye tabi tutulmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti ve bu hususun ayrı bir kanunla düzenlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
18 Ekim 2018’de TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ‘’torba yasa’’ya soruşturma kapsamını genişleten “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, kamu davası açılmasının ertelenmesine dair kararları, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarını ve Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir” hükmü ilave edildi. Anayasa Mahkemesi bu hükmü de Anayasa’ya aykırı bulmuştur. 

Bu Düzenlemeler Anayasa'ya Neden Aykırı Bulundu?
Anayasa’nın özel hayatın gizliliği ve korunması başlıklı 20’nci maddesinde ‘’Kişisel veriler ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir’’ denilmiştir ve kişisel verilerin korunması bir temel hak ve özgürlük olarak düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında “...adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler…” kişisel veri olarak kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 13’üncü maddesinde herhangi bir yoruma yer bırakmayacak şekilde, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği öngörülmüştür. Daha önce Anayasa Mahkemesi’nce Anayasa’ya aykırı bulunan düzenlemelerin ilki bir OHAL KHK’si idi ve kanunla sınırlanma şartını karşılamıyordu. Torba yasa içinde yapılmak istenen düzenleme için de aynı şeyler söylenebilir.
Anayasa Mahkemesi verdiği kararın gerekçesinde, hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması gerektiğini ve kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiğini belirtmiştir. Bu düzenlemelerde ise güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken, kanunda bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi merciilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin hangi koşullarla saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine,  silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.  

Düzenleme Neden Yapılmak İsteniyor?
Bu sorunun cevabını önümüzdeki günlerde meclis gündemine girecek olan 220 sıra sayılı komisyon raporunda yer alan genel gerekçeye bakarak verebiliriz. Gerekçeye göre bu konuda herhangi bir genel kanun olmayışının uygulamada bazı sıkıntılar yaratması ve Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararları sonucunda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ayrı bir kanun olarak düzenlenmesi gerektiği düşüncesine varılmıştır.
Gerekçede düzenlemenin neden yapılmak istendiğine dair bir diğer sebep ise 15 Temmuz darbe girişimidir. Anayasal düzene karşı terör örgütlerince işlenen suçların kamu görevlileri eliyle kamu güç ve kaynaklarına dayanarak yapılabildiği darbe girişiminde görülmüş ve bu duruma engel olmak adına muhakkak böyle bir düzenleme yapılması gerektiği savunulmuştur.


Yeni Düzenlemede Neler Farklı?
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ne olduğu, kimlere uygulanacağından bahsettik. Bunlara ek olarak düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’ya aykırı bulduğu kısımlar dikkate alınarak hazırlanmış olduğu söylenebilir. Önceki tekliflerden en büyük farklılığı başlı başına bir kanun olarak düzenlenip görüşülecek olmasıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda belirttiğimiz gerekçesindeki açıklık, netlik, anlaşılabilirlik, uygulanabilirlik ve kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı önlemler alınması gerektiği hususlarının bir kısmı bu düzenlemede sağlanmıştır diyebiliriz. Örneğin teklifin dokuzuncu maddesinde ‘’ Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin her evresinde gizliliğe uyulmalı ve ilgili bilgi ve belgeler yasal olarak bilmesi gerekenlerden başkasına verilmemelidir.’’ hükmü onuncu maddesinde ise ‘’Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sırasında elde edilen kişisel veriler işlenme amacının ortadan kalkması halinde veya her durumda iki yılın sonunda değerlendirme komisyonlarınca silinir ve yok edilir.’’ hükmü yer almaktadır. Önceki düzenlemelerde araştırma ve soruşturma sonucunda elde edilen verilerin saklanması veya hangi süre sonunda ne koşullarda yok edilmesi gerektiği hakkında herhangi bir hüküm bulunmamakta idi. 
Anayasa’ da öngörülen, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabilmesi şartı sağlanmasına rağmen bir temel hak ve özgürlüğü sınırlandırırken uyulması gereken ölçülülük sınırına uyulup uyulmadığı ise tartışma konusudur. Teklif TBMM Genel Kurulundan geçip kanunlaşsa bile ilerleyen zamanda Anayasa Mahkemesinin bu sefer ne yapacağı için bir şey söylemek çok güç.