Konuşma yükleniyor

“Bugün yalnızca bir yerel yönetim meselesini değil, evrensel hukuk ilkelerinin, anayasanın temel teminatlarının ve en önemlisi millet iradesinin nasıl ağır bir sınava tabi tutulduğunu paylaşmak için huzurlarınızdayım.”
Konuşmacı Avcılar Belediye Başkanı'nın 2025'te gözaltına alınıp yaklaşık 430 gün tutuklu kaldığını, mahkemenin örgüt ve ihaleye fesat iddialarından beraat, rüşvetten mahkumiyet kararı verdiğini ve bu kararın somut delilden yoksun olduğunu söyledi. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, benzer davalarda farklı uygulamalar yapıldığını belirterek başkanın derhal görevine iade edilmesini talep etti.
Sayın Başkan, değerli meclis üyeleri. Bugün yalnızca bir yerel yönetim meselesini değil, evrensel hukuk ilkelerinin, anayasanın temel teminatlarının ve en önemlisi millet iradesinin nasıl ağır bir sınava tabi tutulduğunu paylaşmak için huzurlarınızdayım. Hatırlayacağınız üzere Avcılar Belediye Başkanımız Sayın Utku Caner Çaykara, 31 Mayıs 2025 tarihinde bir şafak vakti hukuki dayanaktan yoksun, soyut bir itirafçı beyanı gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.
O gün sergilenen tablo evrensel hukukun en temel ilkelerinden birinin, masumiyet karnesinin açıkça ayaklar altına alındığı an idi. Ortada henüz bir iddianame yokken seçilmiş belediye başkanları, bürokratlar kameralar önünde teşir yürüyüşlerine maruz bırakıldı. Peş peşe dizilerek fotoğraflandı. Kamuoyuna ve medyaya servis edilen bu görüntülerle peşin bir mahkumiyet yaratıldı.
Hukuk felsefesinin en temel kuralı olan suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar herkes masumdur ilkesi ne yazık ki kameraların ve önyargıların kurban edildi. O görüntüler ekranlardan silindi belki ancak masumiyet karnesinin ihlaliyle bir insanın onurunda, ailesinin ve sevenlerin vicdanında üzücü izler bıraktı. Utku Başkan yaklaşık 430 gün boyunca bir hiç uğruna özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Bu uzun yargılama sürecinde dosyaya aleyhte bir somut delil girmedi.
Tek bir hukuka aykırı eylem tespit edilmedi. Peki olay neydi? Utku Caner Çaykara öncelikle henüz belediye başkanı yani kamu görevlisi olmadığı bir dönemde irtikap suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Ancak tutukluluğunun 7. ayında bu iddia değiştirilerek kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş örgütü diye bilinen yapının üyesi olarak henüz daha belediye başkanı adayıyken rüşvet aldığı, bunun karşılığında belediye başkanı olduktan sonra ihaleye fesat karıştırarak örgütle bağlantılı bir firmaya ihale verdiği iddia edildi.
Ancak mahkeme yargılama sonunda böyle bir örgütün olmadığına, ihaleye fesat karıştırılmadığı anlaşıldığından kendisi ve birlikte yargılandığı diğer tüm memurların bu suçtan beraatine ancak ihaleyi alan kişiye menfaat temin etmediği halde bu kişiden rüşvet aldığı gerekçesiyle bu suçtan mahkumiyetine karar verdi. Üstelik örgütü kurduğu iddia edilen kişinin de böyle bir örgüt olmadığı ve ihaleye fesat karıştırmadığı için bu suçlardan beraine ancak iddia edildiği gibi kendisine ihalelerde haksız bir kazanç temin edilmediği halde rüşret verdiğine ancak suçunu itiraf ettiği için bu suçtan da beraatine karar verildi.
Olayda isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı bir yana kendisine menfaat temin edilmeyen bir kişinin hangi amaçla rüşret verdiği yargılama sırasında cevabı bulunamayan bir sorudur. bir örgüt kurup iş yaptığı belediyelerdeki başkan ve memurlarla ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet suçunu işlediği iddia edilen bir kişinin kendisinin beraat edip diğer kişilerin mahkum olduğu bir olayın acaba başka bir örneği var mıdır bilemiyorum.
Üstelik bugün benzer süreçlerle karşı karşıya kalan yalnızca bir belediye başkanımız değildir. Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere birçok belediye başkanımız, meclis üyemiz ve bürokrat arkadaşımız hakkında iddianamelerin henüz hazırlanmadığı, isnatların somut delillerle ortaya konulmadığı süreçlerde görevden uzaklaştırmalar ve uzun süren tedbirler uygulanmaktadır.
Bu nedenle dile getirdiğimiz hukuk ve adalet talebi yalnızca bir kişi için değil benzer durumda bulunan herkes için geçerlidir. Çünkü hukuk tam da böyle zamanlar için vardır. Suçluluğu peşinen kabul etmek için değil iddiaları delilleriyle ortaya koymak, kişilere göre değişen uygulamalar yaratmak için değil herkes için aynı güvenceleri sağlamak için vardır. Talebimiz ayrıcalık değil. hukukun bütün kurumlarıyla, herkes için ve eksiksiz biçimde işlemesidir.
Utku başkan ile ilgili somut delilden yoksun bu kararın üst yargı mercilerinden döneceğine inanıyorum. Değerli meclis üyeleri, bu kararın vicdanlarda hiçbir karşılığı olmadığını belirtmek isterim. Neden mi? Çünkü 14 ay boyunca Avcılar'da bu görevi yürüten Utku Caner Çaykara, seçildiği günden itibaren hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin avcıların her ferdine eşit mesafede ve adaletle hizmet etmiş tüm avcıların gönlünü kazanmıştır.
Utku Başkan tahliye edilmiş ve aramıza dönmüştür. projeleriyle, çalışkanlığıyla, avcılarla kucaklaşacağı günleri beklemektedir. Kendisinin tüm meclis üyelerine ve siyasi parti gruplarına selamlarını iletiyorum. Buradan adalet arayışındaki tüm ailelerin, sevdiklerinden uzakta olan tüm belediye başkanlarımızın ve bürokratların en kısa sürede adalete kavuşmasını, özgürlüğe kavuşmasını temenni ediyorum. Son olarak şunu belirtmek isterim. 29 Ekim 2024'te İstanbul'da Esenyurt Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Özer'in akşam valilik resepsiyonuna katıldığı halde kaçacakmış gibi sabah baskını ile evinden gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlayıp
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem Momoğlu ile birçok belediye başkanımız ve bürokrata standart olarak uygulanan sabah gözaltı, tutuklama, görevden uzaklaştırma gibi antidemokratik yöntemlerin ülkemizde herkese uygulandığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Nitekim yakın zamanda basına yansıdığına göre Kırıkkale ili Keskin Belediye Başkanı Sayın Ekmel Cöngör hakkında rüşvet alma suçu nedeniyle soruşturma başlatılmış, bir gün bile gözaltına alınmamış, tutuksuz yargılanarak görevini devam etmiştir. Yargılama sonrasında Kırıkkale bir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından rüşvet suçunu işlediği iddiasıyla 5 yıl, 2 ay, 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına yurt
dışına çıkmama şeklinde adli kontrol uygulanmasına karar verilmiştir. Yani mahkeme mahkumiyete karar vermesine rağmen tutuklanmamış. İçişleri Bakanlığı ise ancak mahkumiyet kararından sonra olay basına yansıldıktan sonra kendisinin görevden uzaklaştırılmasına karar vermiştir. Burada işleyen hukuki sürecin şu an görülmekte olan tüm davalara uygulanması hukukun diğer bir temel evrensel kuralı olan eşitlik ilkesinin, vicdanın, aklın ve aynı devletin vatandaşı olmanın gereğidir. Hukuk kişiye, şehre veya siyasi kimliğe göre değişen bir mekanizma olamaz. Adalet herkes için aynı standartlarda uygulanırsa adalet olur. Avcıların seçilmiş belediye
başkanı olup görevden uzaklaştırılan Sayın Utku Caner Çaykara'ya vekaleten yaklaşık 16 aydır kendisinden daha fazla sürede yani belediye başkan vekilliğini görevini yürüten biri olarak şahsım ve oy veren seçmenler adına içişleri bakanlığından beklentimiz ve hukuki talebimiz çok nettir. Milli iradeye saygı gösterilmeli. İdari tedbir sonlandırılmalı ve Utku Caner Çaykara derhal görevine iade edilmelidir.
Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.