Siber Güvenlik Kanunu Teklifi, 12 Mart 2025'te TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek 7545 sayılı Kanun olarak yasalaştı ve 19 Mart 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Aşağıda teklifin genel gerekçesi, muhalefetin itiraz ettiği noktalar ve maddeleri özetleniyor.
İktidarın Teklifi Hazırlama Nedenleri
Günümüzde siber güvenlik, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla stratejik bir öncelik haline gelmiştir. Yapay zeka, blok zincir, büyük veri gibi teknolojilerin yaygınlaşması, siber tehditleri artırmış ve devletler için ciddi güvenlik riskleri doğurmuştur. Özellikle kritik altyapıların (enerji, finans, sağlık, haberleşme vb.) siber saldırılara karşı korunması, ulusal güvenliğin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Türkiye de bu küresel tehditlerle karşı karşıya kalmış, ancak kapsamlı bir siber güvenlik çatı mevzuatına sahip olmadığı için koordinasyon eksiklikleri yaşamaktadır.
İktidarın sunduğu Siber Güvenlik Kanunu Teklifi, ülkenin siber güvenlik kapasitesini artırmayı amaçlamaktadır. Son yıllarda internet ve dijital hizmet kullanımındaki büyük artış, veri güvenliği konusunu daha da kritik hale getirmiştir. Özellikle devlet destekli siber saldırılar, organize suç örgütlerinin ve bireysel hackerların faaliyetleri, ekonomik ve siyasi istikrarsızlığa neden olabilecek düzeye ulaşmıştır.
Bu nedenle Siber Güvenlik Kurulu'nun kurulması, siber güvenlik politikalarının merkezi bir yapı tarafından yürütülmesi, kamu ve kritik altyapı kuruluşlarının güvenlik seviyelerinin artırılması, denetim mekanizmalarının sıkılaştırılması ve siber suçlara yönelik cezaların caydırıcı hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin uluslararası siber güvenlik endekslerinde daha üst sıralara çıkabilmesi için mevzuatın güncellenmesi ve devletin bu alanda daha aktif bir rol üstlenmesi hedeflenmektedir.
Teklifin temel hedefleri şunlardır:
- Merkezi bir Siber Güvenlik Kurulu oluşturulması
- Kritik altyapıların korunmasına yönelik denetimlerin artırılması
- Siber suçlarla mücadelede yaptırımların sertleştirilmesi
- Kamu ve özel sektörde siber güvenlik standartlarının belirlenmesi
- Türkiye’nin uluslararası siber güvenlik politikalarına daha güçlü entegre olması
Sonuç olarak, bu teklifin iktidar tarafından ulusal güvenliği ve kritik dijital altyapıları koruma amacıyla hazırlandığı belirtilmektedir. Ancak, bu düzenlemelerin nasıl uygulanacağı ve bireysel hak ve özgürlükler üzerinde nasıl bir etkisi olacağı tartışmalı bir konu olarak kalmaktadır.
CHP Genel Muhalefet Şerhi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Siber Güvenlik Kanunu Teklifi’ne karşı çıkmakta ve teklifin birçok açıdan sorunlu olduğunu belirtmektedir. CHP’nin temel eleştirileri şunlardır:
1. Kanun Teklifi Güvenlik Kaygıları Üzerinden Hukuk Devletini Zayıflatıyor
CHP’ye göre teklif, siber güvenliği sağlamaktan çok, yürütme organına geniş ve denetlenemez yetkiler tanımaktadır. Siber Güvenlik Kurulu’nun oluşturulmasıyla, yürütmenin kontrolünde bağımsız denetime kapalı bir yapı kurulmakta ve demokratik denetim mekanizmaları devre dışı bırakılmaktadır.
Teklifte yer alan bazı düzenlemeler, keyfi uygulamalara yol açabilecek ve bireysel hak ve özgürlükleri tehdit edebilecek niteliktedir. CHP, öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı düzenlemelerin yer aldığını savunmaktadır.
2. Siber Güvenlik Başkanlığı’na Aşırı Yetki Tanınması
CHP, Siber Güvenlik Başkanlığı’na verilen yetkilerin aşırı geniş olduğunu, bunun denetimsiz bir yapıya yol açacağını belirtmektedir. Özellikle şu yetkiler eleştirilmektedir:
- Veri toplama ve saklama yetkisi: Başkanlığın kamu kurumları ve kritik altyapı işletmecilerinden log kayıtlarını toplama, saklama ve inceleme yetkisi, kişisel verilerin korunması hakkını ihlal edebilir.
- Arama ve el koyma yetkisi: Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hakim kararı olmaksızın arama, dijital materyallere el koyma ve veri toplama yetkisi verilmesi, CHP’ye göre Anayasa’nın 13. maddesine (ölçülülük ilkesi) ve 9. maddesine (yargı yetkisi) aykırıdır.
- İnternet erişim kısıtlamaları: Siber Güvenlik Başkanlığı’nın birtakım içeriklere erişim engeli getirme yetkisi, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü açısından tehlikeli görülmektedir.
3. Siber Güvenlik Adı Altında İfade Özgürlüğüne Müdahale
CHP, teklifin basın ve ifade özgürlüğünü ihlal eden hükümler içerdiğini vurgulamaktadır. Özellikle şu noktalar eleştirilmektedir:
- "Veri sızıntısı yapılmış gibi algı oluşturma" suçunun tanımlanması: Bu düzenleme muğlak olup, basın mensuplarının ve vatandaşların sosyal medyada yaptıkları paylaşımların suç kapsamına alınmasına neden olabilir.
- İnternette dezenformasyonla mücadele adı altında getirilen hükümler, demokratik toplum düzenine aykırı bir sansür mekanizması yaratmaktadır.
4. Demokratik Denetimden Yoksun Bir Yapı Kuruluyor
CHP, Siber Güvenlik Başkanlığı ve Siber Güvenlik Kurulunun Meclis ve yargı denetimi dışında bırakıldığını ve bu yapıların doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak çalışacağını belirtmektedir.
CHP'ye göre bu durum, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine aykırı bir yönetim anlayışı yaratıyor.
Sonuç
CHP, teklifin temel hak ve özgürlükleri kısıtlayarak yürütmeye sınırsız yetkiler tanıyan bir düzenleme olduğunu belirtmekte ve bu haliyle desteklenmesinin mümkün olmadığını ifade etmektedir. CHP’ye göre siber güvenlik gerekçesiyle getirilen düzenlemeler, hukukun üstünlüğünü zedelemekte ve otoriter bir yönetim anlayışını güçlendirmektedir.
DEM Parti Genel Muhalefet Şerhi
DEM Parti, Siber Güvenlik Kanunu Teklifi’ne karşı çıkmakta ve teklifin demokratik hakları tehdit eden bir düzenleme olduğunu savunmaktadır. DEM Parti'nin temel eleştirileri şunlardır:
1. Siber Güvenlik Gerekçesiyle Bireysel Hak ve Özgürlüklerin Kısıtlanması
DEM Parti, teklifin özgürlükleri genişletmek yerine devletin denetim gücünü artırmayı hedeflediğini savunmaktadır. Siber güvenliği sağlamak bahanesiyle geniş kapsamlı gözetim mekanizmaları oluşturulmakta ve yürütmeye denetimsiz yetkiler verilmektedir.
Özellikle kişisel verilerin korunması hakkı, haberleşme özgürlüğü ve basın özgürlüğünün bu yasa ile tehlikeye gireceği belirtilmektedir.
2. Muğlak Tanımlar Keyfi Uygulamalara Yol Açabilir
Teklifte yer alan bazı tanımların belirsiz ve geniş yorumlamaya açık olduğu belirtilmektedir.
Özellikle şu ifadeler dikkat çekmektedir:
- "Siber tehdit" ve "siber olay" tanımları belirsizdir ve keyfi şekilde genişletilerek farklı alanlara müdahale edilebilir.
- "Veri sızıntısı yapılmış gibi algı oluşturma" suçu, muhalif görüşleri susturma aracı olarak kullanılabilir.
- "Algı operasyonu" gibi kavramlar, eleştirel haberciliği ve demokratik muhalefeti cezalandırmak için bir bahane haline gelebilir.
Bu gibi belirsiz düzenlemelerin yargısal denetim olmadan uygulanması, otoriter yönetim anlayışını güçlendiren bir yapı yaratmaktadır.
3. Denetimsiz Bir Siber Güvenlik Mekanizması Kuruluyor
DEM Parti, teklifin Siber Güvenlik Başkanlığı ve Siber Güvenlik Kurulu’na sınırsız yetkiler tanıdığını, ancak bu yapıların herhangi bir bağımsız denetim mekanizmasına tabi tutulmadığını vurgulamaktadır.
Özellikle eleştirilen noktalar şunlardır:
- Siber Güvenlik Başkanlığı, kişisel verilere ve internet trafiğine sınırsız erişim hakkına sahip olacak.
- Kurul, Meclis denetimine kapalı olup, doğrudan yürütme organına bağlı çalışacak.
- Yargı denetimi devre dışı bırakıldığı için hak ihlallerine karşı etkili bir hukuki mekanizma öngörülmemektedir.
4. Teklif, Dezenformasyon Yasası'nın Devamı Niteliğinde
DEM Parti, bu teklifin 2022’de çıkarılan “Dezenformasyon Yasası” ile benzer bir mantık taşıdığını ve iktidarın internet üzerindeki denetimini artırarak muhalif sesleri susturmayı amaçladığını ileri sürmektedir.
Özellikle şu maddeler bu kapsamda eleştirilmektedir:
- İfade ve basın özgürlüğüne aykırı hükümler içermesi
- Devletin "siber tehdit" bahanesiyle sansür mekanizmasını genişletmesi
- Sosyal medya paylaşımlarının suç kapsamına alınabilecek şekilde düzenlenmesi
5. Anayasa'ya ve Uluslararası Hukuka Aykırılıklar
DEM Parti, teklifin Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’ya aykırı hükümler barındırdığını belirtmektedir. Özellikle Anayasa’nın haberleşme hürriyetini ve özel hayatın gizliliğini koruyan 20. ve 22. maddelerinin ihlal edileceği savunulmaktadır.
Sonuç
DEM Parti, bu teklife kesin olarak karşı çıkmakta ve yasanın temel insan haklarını ihlal eden bir gözetim devleti düzenlemesi olduğunu savunmaktadır. Teklifin geri çekilmesi ve siber güvenliği demokratik denetim mekanizmalarına tabi tutan, özgürlükleri koruyan bir yasa hazırlanması gerektiğini belirtmektedir.
İYİ Parti Genel Muhalefet Şerhi
İYİ Parti, Siber Güvenlik Kanunu Teklifi’ne eleştirel yaklaşmakla birlikte tamamen karşı çıkmamaktadır. Parti, teklifte bazı eksiklikler ve sorunlu noktalar bulunduğunu ancak siber güvenliğin güçlendirilmesine yönelik bir yasal düzenlemenin gerekli olduğunu ifade etmektedir.
1. Siber Güvenliğin Güçlendirilmesi Gerekli Ancak Mevcut Teklif Yetersiz
İYİ Parti, Türkiye’nin siber güvenlik alanında ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu kabul etmekte ve bu alanda yasal bir çerçevenin oluşturulmasını desteklemektedir. Ancak teklifin içeriğinin yetersiz olduğunu ve bazı hükümlerinin düzeltilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Özellikle şu noktalara dikkat çekilmektedir:
- Siber saldırıların devlet kurumlarını ve özel sektör altyapılarını hedef aldığı,
- Devlet destekli siber tehditlerin arttığı ve Türkiye’nin bu konuda daha güçlü politikalar geliştirmesi gerektiği ancak hazırlanan teklifin, siber güvenliği sağlamak yerine yürütmeye aşırı yetkiler tanıdığı ve bunun demokratik denetim açısından sakıncalı olduğu.
2. Siber Güvenlik Başkanlığı’nın Yetkileri Aşırı Geniş
İYİ Parti, Siber Güvenlik Başkanlığı’na verilen yetkilerin keyfi uygulamalara açık olduğunu ve demokratik denetimden yoksun bırakıldığını savunmaktadır.
Özellikle şu konular eleştirilmektedir:
- Başkanlığın, hakim kararı olmaksızın veri toplama ve saklama yetkisine sahip olması,
- İnternet trafiğini izleme yetkisi verilmesi ve bunun kişisel verilerin korunması hakkına aykırı olması,
- İnternet erişiminin engellenmesine yönelik geniş yetkilerin bulunması, basın ve ifade özgürlüğü açısından risk oluşturması.
Bu yetkilerin Meclis veya yargı denetimi olmaksızın kullanılmasının, keyfi uygulamalara neden olabileceği belirtilmektedir.
3. Denetim Mekanizması Yetersiz
İYİ Parti, teklifin denetim mekanizmalarının eksik olduğunu ve Siber Güvenlik Kurulu’nun yürütme organına bağlı bir yapı olarak oluşturulduğunu vurgulamaktadır.
Parti, bu yapının bağımsız denetim mekanizmalarına tabi tutulması gerektiğini ve özellikle Meclis’in bu süreçte daha etkin bir rol oynaması gerektiğini savunmaktadır.
4. Anayasal ve Hukuki Sorunlar
İYİ Parti, teklifin bazı maddelerinin Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içerdiğini ve bireysel hak ve özgürlükler açısından sıkıntılar yarattığını belirtmektedir.
Özellikle şu noktalar vurgulanmaktadır:
- Teklifin, haberleşme özgürlüğünü ve özel hayatın gizliliğini ihlal edebilecek düzenlemeler içermesi,
- Kamu kurumları ve özel sektör üzerindeki denetim mekanizmasının, hukuk devleti ilkesiyle uyumlu olmaması,
- Devletin yetkilerinin genişletilmesine karşılık, bireylerin haklarını koruyacak mekanizmaların oluşturulmaması.
Sonuç
İYİ Parti, siber güvenlik alanında bir düzenlemenin gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte, mevcut teklifin birçok eksik içerdiğini ve düzeltilmeden yasalaşmasının sakıncalı olacağını belirtmektedir.
Parti, teklifin düzeltilmesi ve demokratik denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunmakta, aksi halde temel hak ve özgürlükler açısından ciddi riskler doğurabileceğini ifade etmektedir.
Teklifin Maddeleri
Teklifin ilk maddesinde teklifin amacı; Türkiye Cumhuriyeti’nin siber uzaydaki milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel tehditlerin tespit ve bertaraf edilmesi, siber olayların muhtemel etkilerini azaltmaya yönelik esasların belirlenmesi, kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşların siber saldırılara karşı korunmasına yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması, ülkenin siber güvenliğini güçlendirmek için strateji ve politikaların belirlenmesi ile Siber Güvenlik Kurulunun kurulmasına ilişkin esasları düzenlemek olarak ifade edilmiştir.
İkinci maddeyle kanunun siber uzayda varlık gösteren gerçek ve tüzel kişileri, kamu kurum ve kuruluşlarını, meslek kuruluşları ile tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşları da kapsadığı hükme bağlanmıştır. Polis, Sahil Güvenlik ve Jandarma mevzuatına göre yürütülen istihbari faaliyetler ile MİT ve TSK mevzuatına göre yürütülen faaliyetlerin kanun kapsamı dışında kalacağı ikinci fıkrada belirtilmiştir; liste Genel Kurulda kabul edilen önergeyle son halini aldı.
İYİ Partili komisyon üyeleri bu maddenin idare hukukunun temel ilkeleriyle çeliştiğini ifade etmiştir. Üyeler, tüzel kişiliği olmayan kurumların da kanun kapsamına alınmasının bu çelişkinin kaynağı olduğunu belirtmiştir.
Teklifin ilk halinde TSK’nin istihbarat faaliyetleri kanun kapsamı dışında bırakılmamıştı. Komisyon görüşmeleri sırasında TSK’nin istihbarat faaliyetleri de kapsam dışında bırakıldı. İYİ Parti üyeleri bu duruma muhalefet şerhinde dikkat çekip bu düzenlemenin de teklifte yer alması gerektiğini ifade etmişti.
Teklifin üçüncü maddesi kanunda geçen terimlerin tanımlarını içermektedir. CHP’li komisyon üyeleri daha önce tanımlanmamış olan “kritik kamu hizmeti”, “siber olay” gibi soyut kavramların içeriğinin açık bir şekilde belirtilmediğini ifade etmiştir.
Kritik altyapı: İşlediği bilginin/ verinin gizliliği, bütünlüğü veya erişilebilirliği bozulduğunda can kaybına, büyük ölçekli ekonomik zarara ve güvenlik açıklarına veya kamu düzeninin bozulmasına yol açabilecek bilişim sistemlerini barındıran altyapıları
Kritik kamu hizmeti: Ulusal, toplumsal veya ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli olan ve kesintiye uğraması veya zarar görmesi halinde ulusal güvenlik, ülkenin sosyal veya ekonomik refahı, kamu düzeni veya sağlığı ya da diğer hizmetlerin sunumu üzerinde önemli bir etki oluşturabilecek ülke genelinde tekel veya sınırlı ikame ile sunulan hizmeti
Teklifin dördüncü maddesiyle siber güvenliğin sağlanmasındaki temel ilkeler sıralanmıştır. Maddede; siber güvenliğin milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu, güvenli bir siber uzay oluşturulması, siber güvenlikle ilgili çalışmalarda öncelikle yerli ve milli ürünler kullanılacağı gibi ilkeler yer almıştır.
Beşinci madde ile Siber Güvenlik Başkanlığının; Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belirlenen görevlerinin yanı sıra; kritik altyapı ve bilişim sistemlerinin siber dayanıklılığını artırmak, bunları siber saldırılara karşı korumak, sertifikasyon, yetkilendirme ve belgelendirme faaliyetleri yürütmek, siber mukavemeti artırmak, siber güvenlik alanında faaliyet gösterenlerin uyması gereken usul ve esasları belirlemek gibi görevleri düzenlenmekte ve KamuNet kamu sanal ağ altyapısının ve ulusal kamu entegre veri merkezlerinin kurulmasına ilişkin görevler Başkanlığa devredilmektedir.
Teklifin altıncı maddesi ile Siber Güvenlik Başkanlığının yetkileri belirlenmiştir.
Başkanlığın yetkileri şu şekilde özetlenebilir:
- Siber saldırılara karşı koruma ve caydırıcılık sağlamak,
- Bu amaçla uygun yazılım ve donanımlar kurmak,
- Bilişim sistemlerinden gelen veri ve log kayıtlarını kendi sistemine aktarmak,
- Siber olayların tespiti için gerekli yöntem ve araçları kullanmak,
- Siber olaylara müdahale etmek,
- Olay yaşayan kurumlara yerinden veya uzakta destek vermek,
- Siber saldırı izlerini takip edip delillendirmek,
- Suç teşkil eden bulguları adli makamlara ve ilgililere bildirmek,
- Yurt içi ve yurt dışındaki paydaşlarla koordinasyon sağlamak,
- Çalışmaları için gereken bilgi ve kayıtları kurum ve kuruluşlardan talep etmek,
- Elektronik arşivlere, bilgi işlem merkezlerine ve iletişim altyapılarına erişmek,
- Bilgi, belge ve veri toplamak, kullanmak. Başkanlık toplanan bilgileri en fazla iki yıl süreyle kullanabilecek ve ardından imha etmek zorunda olacaktır. Bilgi talebi yöneltilen kurumlar kendi mevcut mevzuatlarını gerekçe göstererek bilgi vermekten kaçınamayacak.
- Kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde personel görevlendirmek,
- Uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapmak,
- Bağımsız siber güvenlik denetçilerini yetkilendirmek veya yetkilerini iptal etmek,
- Siber güvenlik hizmetlerini ve ürünlerini sağlayan kişiler ile şirketler için sertifikasyon ve belgelendirme süreçlerini yönetmek,
- Standartlara uymayan siber güvenlik ürünlerinin kullanılmasını engelleyici tedbirler almak.
CHP’li komisyon üyeleri sayılan bu yetkilerin yasal güvenceden yoksun, keyfi uygulamalara yol açabilecek yetkiler olduğunu ifade etmiştir.
Üyeler, teklifte Başkanlığa teslim edilecek kişisel bilgi ve verilerin “iki yıl sonra” imha edileceği belirtilmiş olmasına rağmen teklifte imha edilip edilmeyeceği hususunda herhangi bir yasal güvence belirtilmediğinin de altını çizmiştir.
Yedinci madde ile bilişim sistemleri kullanmak suretiyle hizmet sunan, veri toplayan, işleyen ve benzeri faaliyet yürütenlerin, siber güvenliğe ilişkin görev ve sorumlulukları belirlenmiştir.
Bu maddeye göre bilişim sistemleri kullanarak hizmet verenlerin tamamının sorumlulukları şu şekilde sıralanabilir:
- Siber Güvenlik Başkanlığının talep ettiği her türlü veri, bilgi belge, donanım, yazılım ve her türlü katkıyı Başkanlığa vermek,
- Siber güvenliğe yönelik olarak milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla tedbirler almak,
- Kritik altyapılarda kullanılacak siber güvenlik ürün, sistem ve hizmetleri Başkanlık tarafından yetkilendirilmiş ve belgelendirilmiş siber güvenlik uzmanları ve şirketlerden tedarik etmek,
- Sertifikasyon, yetkilendirme ve belgelendirmeye tabi siber güvenlik şirketlerince faaliyete başlamadan önce mevcut düzenlemeler çerçevesinde Başkanlığın onayını almak,
- Siber olgunluğun artırılmasına yönelik Başkanlık tarafından geliştirilen politika, strateji, eylem planı ile yayımlanan tavsiye ve benzeri belgelerde yer alan hususları yerine getirmek ve gerekli tedbirleri almak.
DEM Parti’li komisyon üyeleri bu maddenin Anayasa’ya aykırılığını ileri sürmüştür. Örneğin bir internet servis sağlayıcısının Başkanlığın talebi ile bütün kullanıcılarının kişisel bilgilerini, konum bilgilerini, internet trafiğini vb. bilgi ve verileri vermek zorunda bırakılması kişisel verilerin güvenliğinin ağır bir ihlali anlamına geldiğini ifade etmişlerdir ve bu durumun Anayasa’nın 20. maddesine aykırılık oluşturduğunu belirtmiştir.
Teklifin sekizinci maddesi ile Başkanlığa kanun kapsamına giren her türlü fiil ve işlemi denetleme yetkisi verilmiştir. Denetim, kanun kapsamındaki bütün faaliyet ve işlemleri kapsamaktadır.
Mülki amirlerin, kolluk kuvvetlerinin ve diğer kamu kurum amirleri ile memurlarının inceleme veya denetimle görevlendirilenlere her türlü kolaylığı sağlamak zorunda oldukları madde metninde yer almıştır.
Denetim esnasında faaliyetlerle sınırlı olmak üzere verilerin kopyası veya dijital sureti alınabilecektir.
Maddenin beşinci fıkrası konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda hakim kararı olmaksızın arama yapılması ve kopya alınması işlemlerini düzenlemektedir.
- Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin veya siber saldırıların önlenmesi amacı,
- Gecikmesinde sakınca bulunan hal olması,
- Cumhuriyet savcısının yazılı emri (Siber Güvenlik Başkanının emriyle arama yetkisi Genel Kurulda AK Parti önergesiyle çıkarıldı; veri merkezlerinde arama yalnız hakim kararıyla yapılabilir),
Yukarıda sayılan üç şartın varlığı halinde hakim kararı alınmaksızın işlemler gerçekleştirilebilecektir. Bu şekilde yapılan işlemlerin yirmi dört saat içinde hakim onayına sunulması gerekmektedir. Hakim ise kararını kırk sekiz saat içinde açıklamalıdır. Bu şartların oluşmaması durumunda çıkarılan kopyalar ve elde edilen her türlü bilgi ile belge imha edilir.
Teklifin dokuzuncu maddesi Siber Güvenlik Kurulu ile ilgilidir.
Teklifin 10, 11, 12 ve 13. maddeleri kurumda çalışan personelle ilgilidir.
- Madde ile Başkanlığın gelir kaynakları belirlenmektedir. Gelirler şu kalemlerden oluşacaktır:
- Genel bütçeden yapılacak Hazine yardımları
- Başkanlığın faaliyetlerinden elde edilen gelirler
- Başkanlık tarafından verilen idari para cezalarından elde edilen gelirler
- Kanun ve Cumhurbaşkanı kararnameleriyle kurulan fonların gelirlerinden, Cumhurbaşkanı kararıyla yüzde 10’a kadar aktarılacak tutarlar
- Diğer gelirler
CHP’li üyeler, Başkanlığın gelirleri arasında idari para cezalarından elde edilen gelirlerin bulunmasını sakıncalı bulmaktadır. CHP’ye göre bu durum, Başkanlığın keyfi şekilde ceza kesmesini teşvik edebilir.
DEM Parti’li üyeler, Cumhurbaşkanının fon gelirlerinin yüzde 10’una kadar bir kısmını Başkanlığa aktarma yetkisinin sınırlarının belirsiz olduğunu ve bu durumun bütçe şeffaflığı açısından sorun teşkil ettiğini belirtmektedir.
- madde ile Siber Güvenlik Başkanlığının malzeme temini, ithalatı ve çeşitli muafiyetleri düzenlenmektedir.
Başkanlığın ihtiyaçları kapsamında yurt dışından ithalat veya hibe yoluyla sağlanacak her türlü malzeme, cihaz, sistem ve yedek parçalar şu vergilerden muaf tutulacaktır:
- Gümrük vergisi
- Fon ve resimler
- Harçlar
- Damga vergisi
Başkanlık, yürüttüğü faaliyetlerde kullanacağı malzemeleri ithal ederken veya yurt dışına gönderirken kamu kurumlarından veya özel sektörden herhangi bir izin veya uygunluk belgesi almak zorunda olmayacaktır.
Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer tüzel ve gerçek kişiler, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın görevlerini yerine getirebilmesi için kullanımda bulunan veya müsadere edilen her türlü malzeme, ekipman, teçhizat ve cihazı, geçici veya bedelsiz olarak Başkanlığa tahsis edebilecektir.
- madde ile suç sayılacak eylemler ve bunların cezaları düzenlenmiştir. Maddeye göre:
Yetkilendirilen denetim görevlilerinin istediği bilgi, belge, yazılım ve donanımı vermeyenler 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 500 günden 1500 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacaktır.
Yetkisiz olarak siber güvenlik faaliyetleri yürütenler 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 1000 günden 2000 güne kadar adli para cezasına çarptırılacaktır. Sır saklama yükümlülüğünü ihlal edenler 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası alacaktır.
Siber uzayda veri sızıntısı olmadığını bildiği halde halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak ya da kurumları veya şahısları hedef göstermek amacıyla veri sızıntısı olduğuna yönelik gerçeğe aykırı içerik oluşturanlara veya bu maksatla bu içerikleri yayanlara 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecektir.
Siber uzayda veri sızıntısı nedeniyle daha önce yer alan kişisel veya kritik kamu hizmeti kapsamına giren kurumsal verileri, kişilerin veya kurumların izni olmaksızın ücretli veya ücretsiz şekilde erişime açan, paylaşan veya satışa çıkaranlara üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin siber uzaydaki milli gücünü meydana getiren unsurlarına yönelik olarak siber saldırıda bulunan veya bu saldırı neticesinde elde ettiği her türlü veriyi siber uzayda bulunduranlara fiil daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis cezası verilecektir. Bu saldırı neticesinde elde ettiği her türlü veriyi siber uzayda yayan, başka bir yere gönderen veya satışa çıkaranlara on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilecektir.
Sayılan suçların kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza üçte bir oranında, birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde yarı oranında, bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise yarısından iki katına kadar artırılacaktır.
Teklifin 17. maddesi ile teklif uyarınca verilecek idari ceza paralarının uygulanması usulü düzenlenmiştir.
Başkanlık tarafından verilen idari para cezalarının uygulanmasından önce ilgili kişiye savunma hakkı tanınacaktır. Savunma yazısının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde sunulması gerekmektedir.
Eğer bir kabahat birden çok kez işlenmişse, tek bir idari para cezası verilecektir ancak ceza en fazla iki katına çıkabilecek şekilde artırılabilecektir.
Eğer suçun işlenmesi nedeniyle bir menfaat sağlanmışsa veya bir zarara neden olunmuşsa, ceza tutarı menfaat veya zararın 3 ila 5 katı arasında olacaktır.
İdari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmelidir. Aksi takdirde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında vergi dairelerince tahsil edilecektir.
Tahsil edilen cezaların %50’si Başkanlığın bütçesine, %50’si genel bütçeye aktarılacaktır.
CHP’li üyeler, bu düzenlemenin ceza sistemini adil olmaktan çıkardığını ve idari para cezalarının Başkanlık bütçesine doğrudan katkı sağlamasının bağımsız bir denetim mekanizmasını zorlaştırdığını belirtmektedir.
DEM Parti’li üyeler, menfaat temin edilmesi veya zararın ortaya çıkması durumunda cezanın 3 ila 5 kat artırılmasının orantısız bir yaptırım olduğunu savunmaktadır.
Madde 19, farklı kanunlarda değişiklikler yaparak Siber Güvenlik Başkanlığı'nın statüsünü, yetkilerini ve ilişkili mevzuatı güncellemek amacı taşımaktadır. Düzenlemeler şunlardır:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Eklenen Hüküm:
Siber Güvenlik Başkanı’nın, mali ve sosyal haklar ile emeklilik hakları bakımından bakanlık müsteşarıyla eşit statüde kabul edileceği belirtilmiştir.
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Eklenen Hüküm:
Siber Güvenlik Başkanlığı, "Özel Bütçeli İdareler" kategorisine alınmıştır. Böylece kendi bütçesi ve harcama yetkisi olan bir kamu kurumu statüsüne kavuşmuştur.
5651 Sayılı İnternet Kanunu’nda Yapılan Değişiklik:
5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un 10. maddesinde değişiklik yapılmıştır.
Yeni düzenlemeye göre ilgili kurum, içerik, yer ve erişim sağlayıcılar ile daha etkin bir şekilde koordinasyon sağlayacak ve gerekli tedbirlerin alınmasını organize edecektir.
5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler:
- maddede değişiklik yapılarak, haberleşme sektöründe yeni düzenlemelere gidilmiştir.
Geçiş Süreci ve Uygulama:
- maddenin 3. ve 4. fıkraları uyarınca yürürlükten kaldırılan hükümlere tabi kurumlar, Başkanlığın teşkilatlanma süreci tamamlanana kadar eski mevzuata göre çalışmalarına devam edecektir.
Kanunun uygulanmasına yönelik düzenlemeler bir yıl içinde çıkarılacaktır. Bu süre boyunca mevcut mevzuatın bu kanuna aykırı olmayan hükümleri geçerli olacaktır.
Teklifte yer alan geçici madde, Siber Güvenlik Başkanlığı'nın kuruluş sürecinde yapılacak geçiş işlemlerini ve ilgili kamu kurumları ile ilişkilerini düzenlemektedir.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan (BTK) Devir İşlemleri:
BTK'ya ait ve münhasıran ulusal siber güvenlik faaliyetleri kapsamında kullanılan tüm taşınır mallar, bilgi işlem altyapısı, taşıtlar, cihazlar, fiziki ve elektronik dokümanlar, borç ve alacaklar altı ay içinde Siber Güvenlik Başkanlığı'na devredilecektir.
BTK Personelinin Durumu:
BTK'da siber güvenlikle ilgili çalışan personel, talep etmeleri ve Başkanlık tarafından uygun görülmeleri halinde Siber Güvenlik Başkanlığı’nda görevlendirilebilecektir.
Dokuz ay içinde, bu personelin durumlarına uygun kadro veya pozisyonlara atamaları yapılacaktır.
Önceki kurumlarında veya kadrolarında geçirdikleri süreler, yeni kurumlarında geçirilmiş sayılacaktır.
BTK’nın Hukuki Süreçlerinin Devri:
BTK'nın ulusal siber güvenlik faaliyetleriyle ilgili açılmış veya açılacak davalar ve icra takipleri, Siber Güvenlik Başkanlığı’na devredilecektir.
Siber Güvenlik Alanındaki Kuruluşların Sertifikalandırılması:
Siber güvenlik alanında faaliyet gösteren dernekler, federasyonlar, vakıflar ve ticaret şirketleri, kanunun uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde Başkanlık tarafından belirlenen sertifikasyon ve yetkilendirme süreçlerini tamamlamak zorundadır.
Bu süreçleri tamamlamayan dernek, vakıf ve federasyonların tüzel kişilikleri mahkeme kararıyla sonlandırılacaktır.
Ticaret şirketleri ise siber güvenlikle ilgili ibareleri ticaret sicilinden çıkarmak veya tasfiye sürecine başlamak zorunda kalacaktır.
20 ve 21. maddeleri yürürlük ve yürütme maddeleri olan teklif, 12 Mart 2025'te TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek 7545 sayılı Kanun olarak yasalaştı.
Yorumlar
Hakaret, nefret söylemi ve kişisel bilgi içeren yorumlar kaldırılır.