Arıkan ve Babacan Fon Soruşturmasını ve 2027 Bütçesini Ele Aldı
21 Ekim 2026 ÇarşambaYeni Yol Grup Toplantıları
Mahmut ArıkanSaadet Partisi Genel Başkanı
Ali BabacanDEVA Partisi Genel Başkanı
Bu toplantının yazılı tam metni yayımlanmamıştır. Özet, konuşmanın video kaydından yazıya dökülen metinden hazırlanmıştır; yazıya dökmede hata olabileceği için alıntı verilmemiştir.
Kısaca
Yeni Yol grubunun toplantısında önce Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ardından DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan konuşmuştur. İki genel başkan da bir gün önce Meclise sunulan Mekke Anlaşmasına ilişkin sorular yöneltmiş, 2027 bütçesinde faiz ödeneğinin artışını eleştirmiş ve İstanbul'daki sel felaketinde imar uygulamalarının payına dikkat çekmiştir. Arıkan, fon meselesine ilişkin kanun teklifinin mağdurlara güvence vermediğini savunmuş, şeker pancarı alım fiyatını ve Antalya'daki COP31 zirvesine yönelik hazırlıkları eleştirmiştir. Babacan ise fon meselesinde ekonomi yönetiminin önceden bilgi sahibi olduğunu öne sürmüş, listenin açıklanması ve Meclis araştırma komisyonu kurulması çağrısını yinelemiştir.
Yapay zeka özetiÖne Çıkan Konular
Çubuk, konuya ayrılan bölümün konuşmanın tamamındaki yaklaşık payını gösterir.
- Ekonomi
Fon Soruşturması
%35Arıkan Mecliste görüşülen kanun teklifinin mağdurlara güvence vermediğini ve SPK'ya geniş yetki tanıdığını eleştirmiş, Babacan ise ekonomi yönetiminin meseleden önceden haberdar olduğunu öne sürerek listenin açıklanması ve Meclis araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulunmuştur.
- Ekonomi
2027 Bütçesi
%14İki genel başkan da 2027 bütçesinde faiz ödeneğinin 3 trilyon 975 milyar liraya çıkmasını eleştirmiş, Arıkan sosyal programlardan yapılan kesintilere dikkat çekmiş, Babacan ise bütçeyi fakirden zengine bir gelir ve servet transferi olarak nitelendirmiştir.
- Dış Politika
Mekke Anlaşması
%12Arıkan anlaşmanın bir yükümlülük anlaşması olduğunu savunarak Meclis iznine ve karar usullerine ilişkin sorular yöneltmiş, Babacan ise metnin Meclisten gizlendiğini eleştirmiş ve sorularına cevap alınmadan anlaşmayı destekleyemeyeceklerini söylemiştir.
- Doğal Afet
Sel Felaketi
%10İki genel başkan da İstanbul'daki sel felaketinde dere yataklarındaki yapılaşmanın, imar uygulamalarının ve denetim eksikliğinin payı bulunduğunu savunmuş, Arıkan ayrıca iktidarın afete hazırlık yerine milletvekili ve belediye başkanı transferleriyle uğraştığını öne sürmüştür.
- Hukuk ve Yargı
Yolsuzlukla Mücadele
%6Arıkan, yerel yönetimlerde taraf gözetmeksizin rüşvetin yaygınlaştığını söylemiş ve kötü niyetli bir siyasetçinin bile yolsuzluk yapamayacağı yeni bir düzen kurulmasını önermiştir.
- Tarım ve Hayvancılık
Tarım ve Çiftçi Sorunları
%4Arıkan, şeker pancarına enflasyonun altında yüzde 20 artış verilmesini eleştirmiş ve alım fiyatının en az enflasyon oranında güncellenmesini istemiştir.
- Çevre ve Enerji
COP31 İklim Zirvesi
%4Arıkan, Antalya'daki COP31 zirvesi için tarım arazisinin otoparka dönüştürülmesini eleştirmiş ve zirveyi kapitalist sömürü düzeninin bir ayağı olarak nitelendirmiştir.
Konuşmanın Özeti
Mekke Anlaşmasına İlişkin Sorular
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuşmasına bir gün önce Meclise sunulan Mekke Anlaşmasıyla başlamış, İslam ülkelerinin bir araya gelmesinin en büyük hedeflerinden olduğunu ancak birbirlerine karşı bir araya getirilmelerinin bambaşka bir durum olduğunu ifade etmiştir. Bir Müslüman ülkenin güvenliğinin başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa edilmesini kabul etmediklerini belirten Arıkan, bölgenin önceliğinin siyonizme karşı ortak bir cephe oluşturmak olması gerektiğini savunmuştur. Kamuoyuna yansıyan 16 maddelik metni incelediklerini söyleyen Arıkan, metnin bir işbirliği değil yükümlülük anlaşması olduğunu ve ikinci maddenin taraflardan birine yönelik saldırıyı bütün taraflara yapılmış saydığını belirtmiştir. Arıkan, altıncı madde kapsamındaki konuşlandırmalar için Meclisten izin alınıp alınmayacağını, anlaşma yürürlüğe girmeden alınan bir kararın hukuki dayanağını ve yılda iki kez toplanan bir komitenin kriz anında karar mercii olup olamayacağını sormuştur. Arıkan, anlaşmanın umutlarını değil endişelerini artırdığını ve Mekke'nin adını taşıyan bir anlaşmanın Mekke'nin temsil ettiği kardeşliğe leke düşürmemesi gerektiğini ifade etmiştir.
Sel Felaketi ve İktidarın Gündemi
Arıkan, geçen hafta İstanbul'da yaşanan sel felaketinin yalnızca yağışın şiddetiyle açıklanamayacağını, dere yataklarındaki yapılaşmanın ve artan beton yoğunluğunun belirleyici olduğunu savunmuştur. Yıkımı 500 yılda bir gelen felaket mazeretiyle açıklamanın mühendislik bilimini ve şehir planlamasını reddetmek anlamına geldiğini söyleyen Arıkan, sorunun iklim değişikliği değil dere yataklarını imara açan ve su havzalarını yok eden iklimi değiştirme politikaları olduğunu ifade etmiştir. Japonya ve Hollanda örneklerini veren Arıkan, toprağın betondan kurtarılmasını, kanalizasyon ile yağmur suyunun ayrılmasını ve erken uyarı sistemi kurulmasını önermiştir. Arıkan, iktidarın gündeminde afete hazırlık yerine muhalefetten milletvekili ve belediye başkanı transferinin, seçimde kazanamadıkları İstanbul Büyükşehir Belediyesini alma çabasının ve fon meselesinin üzerini örtmenin bulunduğunu öne sürmüştür. Belediye başkanının rozetini değiştirmekle şehrin altyapısının değiştirilemeyeceğini belirten Arıkan, devletin imkanlarının siyasi intikam aracı olarak değil altyapıyı güçlendirmek ve kentsel dönüşümü tamamlamak için kullanılması çağrısında bulunmuştur.
Rüşvet, Fon Teklifi ve Düzen Eleştirisi
Arıkan, taraf gözetmeksizin yerel yönetimlerin büyük bir çürüme içinde olduğunu, belediye başkanlarının ve imar müdürlerinin aldığı rüşvetlerin konuşulduğunu belirterek şehirleri selin, belediyeleri rüşvetin bastığını ifade etmiştir. Fon meselesine ilişkin Mecliste görüşülen kanun teklifinin mağdurun parasına güvence vermediğini, 1 milyon liraya kadar öngörülen ara ödemenin garanti edilmediğini, kaynak bulunması şartına bağlandığını ve enflasyon farkı içermediğini savunmuştur. Arıkan, fonların tasfiyesi ve yatırımcılara yapılacak ödemeler konusunda SPK'ya geniş yetki verilmesini, sorunun kaynağı olanların sorunu çözemeyeceğini söyleyerek eleştirmiştir. Bedelin yalnızca fon mağdurlarınca değil borsanın tamamı ve Türkiye ekonomisi tarafından ödendiğini belirten Arıkan, faturanın gazetecilere, bürokratlara ve şirketlere kesildiğini ancak işin siyasi ayağına gelince listenin gizlendiğini öne sürmüş ve sorumluların yargılanmasının önünün açılmasını istemiştir. Arıkan, AK Parti iktidarında insanı öğüten bozuk bir düzen kurulduğunu savunmuş, yalnızca kişileri değil düzeni değiştirmeyi ve kötü niyetli bir siyasetçinin bile yolsuzluk yapamayacağı bir sistem kurmayı önerdiklerini söylemiştir.
Bütçe, Pancar Fiyatı, COP31 ve Basın Özgürlüğü
Arıkan, Cevdet Yılmaz'ın sunumuyla başlayacak bütçe görüşmelerine değinerek 2027 bütçe teklifinde 3 trilyon 868 milyar lira açık bulunduğunu, faiz ödeneğinin yüzde 45 artarak 3 trilyon 975 milyar liraya ulaştığını ve aile, bağımlılıkla mücadele, gençlik, engelliler ve eğitim programlarından kesinti yapıldığını ifade etmiştir. Şeker pancarının ton başına alım fiyatının 3.720 lira olarak açıklanmasını eleştiren Arıkan, enflasyon yüzde 30'larda iken yüzde 20 artış verildiğini belirtmiş ve fiyatın en az enflasyon oranında güncellenmesini, ihtiyaç olmadıkça şeker ithalatına izin verilmemesini ve Rekabet Kurumunun şeker piyasasını incelemesini istemiştir. Kasım ayında Antalya'da yapılacak COP31 iklim zirvesi için 300 dönüm tarım arazisinin asfaltlanarak otoparka dönüştürüldüğünü söyleyen Arıkan, zirveyi kapitalist sömürü düzeninin bir ayağı olarak nitelendirmiştir. Arıkan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin zirveye davet edilmesini eleştirerek hangi sıfatla davet edildiğini sormuş ve dünyayı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımaya davet etmiştir. Konuşmasının sonunda gazetecilerin gözaltına alınmasını, ev hapsine mahkum edilmesini ve medya kuruluşlarına kayyum atanmasını eleştiren Arıkan, basın meslek örgütlerinin 24 Ekim'de düzenleyeceği ortak eylemin yanında olduklarını ifade etmiştir.
Sel Felaketi ve Bütçede Faiz Ödeneği
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul ve çevre illerdeki sel felaketinden etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini ileterek başlamış, zarar gören vatandaşların ve esnafın yaralarının bir an önce sarılması gerektiğini ve merkezi hükümet ile belediyelerin sorumluluğunun büyük olduğunu ifade etmiştir. Babacan, yanlış yerlere yapılan imar planlarının, imar aflarıyla yasallaştırılan kaçak yapıların ve denetim boşluklarının insan hayatına mal olduğunu, selde de fon meselesinde de kuralların uygulanmadığını ve kurumların denetim yapmadığını savunmuştur. Meclise sunulan 2027 bütçesinin önceliğinin üretim ve alın teri değil faiz olduğunu söyleyen Babacan, faiz ödeneğinin 3 trilyon 975 milyar liraya çıktığını ve bütçedeki en büyük bakanlığın artık faiz bakanlığı olduğunu ileri sürmüştür. Babacan, 2027 için yüzde 21 enflasyon beklenirken faiz ödeneğinin 2026'nın güncellenmiş rakamına göre yüzde 41 artırıldığını belirterek emekli maaşının, asgari ücretin ve çiftçinin gelirinin de yüzde 41 artırılıp artırılmayacağını sormuştur. Bütçeyi fakirden zengine bir gelir ve servet transferinin resmi olarak nitelendiren Babacan, Türkiye Yüzyılı olarak ilan edilen dönemin başında Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizinin ödendiğini savunmuştur.
Fon Meselesinde Bilgi ve Sorumluluk
Babacan, fon meselesini Cumhuriyet tarihinin en büyük dolandırıcılık hadisesi olarak nitelendirmiş, Hazine ve Maliye Bakanının 4 Kasım 2025'te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini söylediği ve Cumhurbaşkanı Yardımcısının 11 Aralık 2025'te fonlara ilişkin haberlerin spekülatif olduğunu söylediği konuşmaların görüntülerini göstererek iki açıklamanın çeliştiğini savunmuştur. Bakanın en az 10 aydır bilgi sahibi olduğunu öne süren Babacan, Cumhurbaşkanına bilgi verilip verilmediğini sormuş, bilgisi olduysa durumun vahim, olmadıysa daha da vahim olduğunu söylemiştir. Başkanlık sistemiyle bütün yetkinin tek kişide toplandığını ve bakanların yetkisiz kaldığını savunan Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çevresindekilere bakması çağrısında bulunmuştur. Babacan, 1 milyon lira eşiği ve ana paranın enflasyonla güncellenmesi gibi önerilerinin uygulandığını, ancak yöneticilerin derhal görevden alınması, bağımsız bir uzman görev gücü kurulması, listenin açıklanması ve Meclis araştırma komisyonu kurulması önerilerinin karşılık bulmadığını belirtmiştir. Fazla kazanç elde ettiğini düşünenlerin parayı iade etmesi çağrısının hukuk devletinde yeri olmadığını savunan Babacan, yolsuzlukla mücadele kapsamındaki 54 maddenin tamamlanması ve Avrupa Birliği kamu ihale yasası ile imar rantlarına ilişkin yasanın birlikte çıkarılması çağrısını yinelemiştir. Erdoğan'ın 2014'te Dicle kenarında kurdun kaptığı bir koyundan dahi kendisini sorumlu saydığı konuşmasının görüntüsünü gösteren Babacan, listenin açıklanmasını ve araştırma komisyonunun kurulmasını istemiştir.
Kayıpların Boyutu, Sanal Bahis ve Türk Lirası
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hala fahiş kardan söz ettiğini belirten Babacan, yaşananı kanundaki adıyla piyasa dolandırıcılığı olarak nitelendirmiş ve kaybın milli gelire oranla küçük gösterilmesinin birikimini yitiren vatandaşların mağduriyetini azaltmadığını savunmuştur. Olay ortaya çıktığında 7 milyon bireysel yatırımcı bulunduğunu, 27 milyon hanenin 7 milyonunun etkilendiğini ve Borsa İstanbul'daki şirketlerin toplam değerinin 100 milyar dolar düştüğünü belirten Babacan, bu kaybı çay üreticilerinin 100 yıllık, fındık üreticilerinin 50 yıllık emeğiyle karşılaştırmıştır. Babacan, kısa yoldan servet kazanmanın özendirildiğini savunmuş, sanal kumar ve bahse lisans verilmesini ve reklamlarına izin verilmesini eleştirmiştir. Banknotlarda imzası bulunan üç eski Merkez Bankası başkan yardımcısı hakkındaki soruşturma ve tedbirleri sıralayan Babacan, bunlardan birinin fon piyasasındaki işlemlere ilişkin soruşturmada Eylül 2026'da tutuklandığını söylemiştir. Babacan, 200 liralık banknotun piyasaya ilk çıktığında 134 dolar, bugün ise 4 dolar ettiğini belirterek bu değer kaybını kifayetsiz kadrolara bağlamıştır.
Mekke Anlaşması ve Temiz Siyaset Vurgusu
Babacan, İslam ülkeleri arasındaki her türlü işbirliğini desteklediklerini ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke ortak savunma anlaşmasını bu bakımdan önemli gördüklerini, ancak anlaşma metninin Meclise gelmeden önce uluslararası basına düştüğünü ve milletvekillerinin metni hala göremediğini ifade etmiştir. Türkiye'nin hangi şartlarda kime askeri yardım sağlayacağının ve Meclisin anayasal yetkilerinin nasıl kullanılacağının açıklanmasını isteyen Babacan, iktidarı tezkere olmadan askeri görevlendirme yapmaması konusunda uyarmıştır. Anlaşmada on yıl boyunca çekilememe şartı bulunduğunu, diplomasi deneyimi olan kişilerin metinde terim hataları ve çelişkili ifadeler gördüğünü belirten Babacan, Türkiye'nin İslam ülkeleri arasındaki bir ayrışmada taraf değil arabulucu olması gerektiğini savunmuştur. Babacan, anlaşmadan en çok ABD'nin ve Trump'ın memnun olduğunu öne sürmüş, işbirliğinin Mısır ve İran'ı da kapsayacak şekilde genişletilmesini önermiş ve sorularına cevap alınmadan anlaşmayı destekleyemeyeceklerini söylemiştir. Konuşmasının sonunda devlet yönetiminin emanete sahip çıkmak olduğunu belirten Babacan, hukukun, liyakatin ve şeffaflığın esas alındığı bir düzen kurarak siyaseti temizleyeceklerini ifade etmiştir.
Bu Sayfa Nasıl Hazırlandı?
Konuşmalar partilerin yayımladığı tam metinden, tam metni yayımlanmayan toplantılarda konuşmanın video kaydından yazıya dökülen metinden okunmuştur. Alıntılar yalnız yazılı tam metinden birebir alınmıştır. Kısa özet, öne çıkan konular ve konuşmanın özeti yapay zekayla hazırlanmıştır; konuların payı konuşmadaki kelime sayısına göre yaklaşıktır. Analiz, CDR tarafından geliştirilen Policyful'un yapay zeka destekli teknolojisiyle yapılmıştır. Metodoloji →
Meclisi Sen de Oyla
Paylaş
Bu grup toplantısının özetini arkadaşlarına gönder.