En Çok Tartışılan: Emisyon Ticaret Sistemi ve karbon piyasasına dayalı iklim politikası
Meclis bu teklifi kabul etti. Sen katılıyor musun?
Oyunu verince sonucu görürsün.
7552 sayılı kanun olarak yasalaştı.
382milletvekili oy kullandı
242 kabul, 140 ret, 0 çekimser
210 milletvekili oylamaya katılmadı.
| Parti ya da Grup | Kabul | Ret | Çekimser | Katılmadı |
|---|---|---|---|---|
| AK PartiAdalet ve Kalkınma Partisi | 213 | 0 | 0 | 59 |
| Bağımsız | 1 | 1 | 0 | 9 |
| CHPCumhuriyet Halk Partisi |
AK PartiAdalet ve Kalkınma Partisi
Bağımsız
Veriler 2 Temmuz 2025 tarihli TBMM Genel Kurul tutanaklarındaki açık oylama sonuçlarından derlenmiştir.
İklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım atıldı ve İklim Kanunu Teklifi Meclis sunuldu. Teklif, küresel iklim krizine karşı alınacak önlemleri yasal bir çerçeveye oturtmayı ve Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi'ne ulaşmasını hedefliyor. Kanun teklifi, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak, yeşil dönüşümü hızlandırmak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla hazırlandı. Teklifin önümüzdeki günlerde Genel Kurulda görüşülmesi bekleniyor.
Teklifin genel gerekçesinden özetle aşağıda sayılanlar teklifin hazırlanma nedeni olarak karşımıza çıkıyor.
İklim değişikliği, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Akdeniz havzasında yer alan Türkiye, coğrafi konumu ve gelişmekte olan ülke statüsü nedeniyle iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Kuraklık, afetler, gıda güvenliği sorunları ve olağanüstü hava olayları giderek artıyor. Bu durum, iklim değişikliğiyle mücadelede acil ve etkili adımlar atılmasını zorunlu kılıyor.
Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne 2004 yılında, Paris Anlaşması'na ise 2021 yılında taraf oldu. Bu süreçte, 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi belirlendi ve İklim Değişikliği Başkanlığı kuruldu. Ancak, bu hedeflerin yasal bir zemine oturtulması ve uluslararası taahhütlerin yerine getirilmesi için bir İklim Kanunu’na ihtiyaç duyuldu.
Kanun teklifi, yeşil büyüme vizyonu çerçevesinde, sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum sağlanması ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hedefliyor. Ayrıca, yerel yönetimler, özel sektör ve tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesini öngörüyor.
Teklifin maddeleri için sunulan gerekçeleri özetleyip inceleyelim.
Kanunun amacı, yeşil büyüme ve net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadele etmek. Kanunda kullanılan terimler tanımlanarak uygulamanın netleştirilmesi hedefleniyor.
İklim değişikliğiyle mücadelede uyulacak temel ilkeler belirleniyor. İklim adaleti, adil geçiş ve çevre hukukunun ilkeleri ön planda tutuluyor. Tüm kurumlar ve kişiler, iklim değişikliğiyle mücadelede sorumlu tutuluyor.
İklim Değişikliği Başkanlığı, iklim değişikliğiyle mücadelede koordinasyonu sağlayacak ve ilerlemeleri yıllık bazda izleyecek. Tüm kurumlar ve paydaşlar, bu sürece katılmakla yükümlü olacak.
Sera gazı emisyonlarının azaltılması için kamu kurumları ve özel sektör, Ulusal Katkı Beyanı’na uygun politikalar geliştirecek. Yenilenebilir enerji, temiz teknolojiler ve sıfır atık uygulamaları teşvik edilecek.
| 0 |
| 80 |
| 0 |
| 55 |
| DEM PartiHalkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi | 0 | 15 | 0 | 41 |
|---|
| EMEPEmek Partisi | 0 | 1 | 0 | 1 |
|---|
| GelecekGelecek Partisi | 0 | 2 | 0 | 0 |
|---|
| HÜDA PARHür Dava Partisi | 0 | 3 | 0 | 1 |
|---|
| İYİ Parti | 0 | 10 | 0 | 19 |
|---|
| MHPMilliyetçi Hareket Partisi | 28 | 0 | 0 | 19 |
|---|
| SAADETSaadet Partisi | 0 | 1 | 0 | 0 |
|---|
| TİPTürkiye İşçi Partisi | 0 | 3 | 0 | 0 |
|---|
| Yeni YolYeni Yol Partisi | 0 | 20 | 0 | 2 |
|---|
| YRPYeniden Refah Partisi | 0 | 4 | 0 | 0 |
|---|
Oy Kullanmayan Gruplar: DBP, DP, DSP
|
| Toplam | 242 | 140 | 0 | 210 |
|---|
CHPCumhuriyet Halk Partisi
DEM PartiHalkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi
EMEPEmek Partisi
GelecekGelecek Partisi
HÜDA PARHür Dava Partisi
İYİ Parti
MHPMilliyetçi Hareket Partisi
SAADETSaadet Partisi
TİPTürkiye İşçi Partisi
Yeni YolYeni Yol Partisi
YRPYeniden Refah Partisi
İklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için su kaynaklarının korunması, biyolojik çeşitliliğin artırılması ve tarım sektöründe dirençli ürünlerin yetiştirilmesi gibi önlemler alınacak.
İklim değişikliği stratejisi ve eylem planları hazırlanacak. Yerel yönetimler, kendi bölgelerine özgü iklim eylem planları oluşturacak.
İklim finansmanı, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi araçlar kullanılarak iklim değişikliğiyle mücadele desteklenecek. Ayrıca, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kurulacak.
Türkiye’de bir Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurulacak. İşletmeler, sera gazı emisyon izni almak zorunda olacak ve karbon piyasasında işlem yapabilecek. Bu sistem, sera gazı emisyonlarının maliyet etkin bir şekilde azaltılmasını hedefliyor.
Karbon kredileri, emisyon azaltım projeleriyle elde edilecek ve ETS kapsamında kullanılabilecek. Bu krediler, uluslararası standartlara uygun olarak üretilecek.
İklim değişikliğiyle mücadelede elde edilen gelirler, yeşil dönüşüm projelerine aktarılacak. ETS’den elde edilen gelirler, düşük karbonlu ekonomiye geçişi destekleyecek.
Kanunda belirtilen yükümlülüklere uymayanlar için idari yaptırımlar öngörülüyor. Denetimler, İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yürütülecek.
ETS’nin pilot uygulama dönemi başlatılacak ve geçiş süreci sağlanacak. Yerel iklim eylem planları, 2027 yılına kadar tamamlanacak.
İklim Kanunu Teklifi, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede yasal bir çerçeveye kavuşmasını sağlayacak. Yeşil büyüme, düşük karbonlu ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda atılan bu adım, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde Türkiye’nin iklim liderliğini pekiştirecek. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, iklim değişikliğiyle mücadelede somut ve kalıcı adımlar atılması bekleniyor.
CHP'nin İklim Kanunu teklifi hakkındaki muhalefet şerhi, teklifin genel olarak eksik, yetersiz ve sermaye odaklı olduğunu, iklim kriziyle mücadelede yeterli adımları içermediğini savunuyor. Şerh, özellikle adil geçiş, emisyon azaltımı, fosil yakıtlardan çıkış ve iklim adaleti gibi konularda teklifin yetersiz kaldığını vurguluyor.
CHP’li üyeler; teklifin komisyon görüşmeleri sırasında, Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelede en arka saflarda kaldığını ve bunun nedeni olarak AK Parti iktidarını gördüğünü ifade etmiştir. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında 41 milyon 196 bin hektar olan tarım arazisinin 2020 yılında 37 milyon 712 bine düştüğüne muhalefet şerhinde yer vermiştir. Bu düşüş miktarının Belçika gibi orta büyüklükte bir Avrupa ülkesinin yüzölçümüne denk geldiğini de belirtmişlerdir.
AK Parti iktidarı sırasında yürütülen iklim politikalarının başarısızlığını örneklemek adına yer verilen tek örnek bu değildir. CHP’li üyelerin eleştirdiği iklim politikalarından bazıları şunlardır:
Söz konusu teklifin iktidarın getirdiği diğer teklifler gibi öngörülebilirlikten uzak ve muğlak ifadeler içerdiğini de ifade etmişlerdir.
CHP’li üyeler 2053 yılında gelinecek olan “net sıfır emisyon” hedefine ulaşmak için bu kanun teklifinin yetersiz olduğunu belirtmiştir.
CHP;
gerekçeleriyle yasanın birçok açıdan eksiklik barındırdığını belirtmiştir. Daha da açık şekilde bir ifadeyle kanunun adının iklim kanunu olmasındansa “paran varsa kirlet, paran kadar kirlet” kanunu olması gerektiğini ifade etmiştir.
2021’de hazırlanan bir komisyon raporundaki tavsiyelere atıfta bulunan üyeler bu raporda yer alan önerilere muhalefet şerhinde yer vermiştir:
CHP genel olarak, İklim Kanunu teklifinin iklim kriziyle mücadelede yetersiz kaldığını, toplumun geniş kesimlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve diğer paydaşların sürece dahil edilmediğini belirtiyor. Teklifin, demokratik, şeffaf ve katılımcı bir süreçle hazırlanmadığını, bu nedenle toplumsal kabulünün zayıf olduğunu savunuyor. CHP, teklifin iklim kriziyle mücadeleden çok, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gibi piyasa odaklı mekanizmalara odaklandığını ve doğayı korumaktan ziyade sermayenin çıkarlarını öncelediğini iddia ediyor.
Madde 1: Amaç ve Kapsam
CHP, maddenin "yeşil büyüme" kavramını vurguladığını, ancak bu kavramın sadece ekonomik büyümeyi hedeflediğini, sosyal ve çevresel adaleti göz ardı ettiğini belirtiyor. Ekonomik büyüme yerine "ekonomik kalkınma" kavramının kullanılması gerektiğini savunmuştur. Paris Anlaşması'na uyum sağlayacak bağlayıcı hedeflerin (2030, 2040, 2053) teklifte yer almadığını belirtmiştir.
Madde 2: Tanımlar
CHP’li üyeler ikinci maddede yer alan bazı tanımlar hakkında görüş bildirmişlerdir.
Adil Geçiş: Adil geçiş kavramının tanımlandığını, ancak somut mekanizmaların (eğitim, gelir desteği, sosyal güvence) belirsiz olduğunu ve emekçilerin haklarının yeterince korunmadığını belirtmiştir.
Denkleştirme: Karbon kredisi sisteminin kirletici tesislerin faaliyetlerini meşrulaştırdığını ve uluslararası yolsuzluklara zemin hazırlayabileceğini ifade etmiştir.
Net Sıfır Emisyon: Teknolojik çözümlere odaklanıldığını, ancak üretim biçimlerinin dönüştürülmesine yönelik adımların eksikliğine dikkat çekmiştir.
Madde 3: İlkeler
CHP bu maddenin; şeffaflık, sosyal adalet, iklim aciliyeti gibi temel ilkeleri içermediğini, ekolojik sınırların ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yeterince vurgu yapılmadığını eleştirmiştir.
Madde 5: Sera Gazı Emisyonlarının Azaltımı
CHP, maddenin fosil yakıtların kullanımını azaltmaya yönelik bağlayıcı hedefler içermediğini, kömürden çıkış için net bir takvim belirlenmediğini belirtiyor. Türkiye'nin kömür bağımlılığının devam ettiğini ve bu durumun iklim kriziyle mücadeleyi zayıflattığını savunuyor.
Madde 6: İklim Değişikliğine Uyum
CHP, maddenin iklim krizini fırsata çevirme yaklaşımına sahip olduğunu, ancak su kaynaklarının korunması, ormanların genişletilmesi gibi konularda somut adımların eksik olduğunu belirtiyor. Sulak alanların korunmasına daha fazla önem verilmesi gerektiğini savunuyor.
Madde 7: İklim Değişikliği Strateji ve Eylem Planları
CHP, maddenin merkeziyetçi bir yaklaşım benimsediğini, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun sürece yeterince dahil edilmediğini eleştiriyor. Adil geçiş mekanizmalarının sadece yerel eylem planlarında düzenlendiğini, üst ölçekli planlarda eksik kaldığını belirtiyor.
Madde 8: Finansal Mekanizmalar
CHP, maddenin yeşil iş gücü kavramını yeterince tanımlamadığını ve eğitim süreçlerinin kapsamlı bir şekilde ele alınmadığını savunuyor. Yeşil dönüşüm için gerekli finansal mekanizmaların belirsiz olduğunu belirtiyor.
Madde 9: Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)
CHP, ETS'nin piyasa odaklı bir sistem olduğunu ve kirletici şirketlerin karbon kredisi satın alarak faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanıdığını eleştiriyor. Sistemin şeffaf olmadığını ve denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunu savunuyor.
Madde 10: Karbon Piyasası Kurulu ve Danışma Kurulu
CHP, kurulların yapısının katılımcı olmadığını, sivil toplumun ve emekçilerin sürece dahil edilmediğini belirtiyor. Kurulların piyasa odaklı bir yaklaşım benimsediğini ve iklim adaletini göz ardı ettiğini savunuyor.
Madde 11: Denkleştirme
CHP, denkleştirme mekanizmasının şirketlerin yeşil aklama (greenwashing) yapmasına olanak tanıdığını ve emisyon azaltımını sağlamadığını belirtiyor. Karbon kredilerinin etkinliğinin ölçülemediğini ve bu sistemin suistimale açık olduğunu savunuyor. Kirletici tesis sahiplerinin denkleştirme adı altında “temiz” yatırımlar yaptıklarını gerekçe sunarak teşvik mekanizmalarından faydalanacağını ve bu sayede kirletme hakkı elde edeceğini ifade ediyor.
Madde 12: Gelirlerin Kullanımı
CHP, maddenin Cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanıdığını ve yasama denetimini zayıflattığını belirtiyor. Döner sermaye işletmelerinin şeffaf olmadığını ve kaynak israfına neden olduğunu savunuyor.
Madde 13: Teşvikler
CHP, maddenin yeşil dönüşüm için gerekli teşvikleri somut bir şekilde düzenlemediğini ve karbon yoğun sektörlerin dönüşümünü sağlayacak mekanizmaların eksik olduğunu belirtiyor.
Madde 14: İdari Yaptırımlar
CHP, idari para cezalarının caydırıcı olmadığını ve işletmelerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda yeterli yaptırımların uygulanmadığını savunuyor.
Madde 15: Denetim CHP, denetim yetkisinin keyfi kullanılabileceğini ve şeffaf bir denetim mekanizmasının olmadığını belirtiyor.
Madde 17: Diğer Kanunlara Atıf
CHP, maddenin çerçeve kanun niteliğinde olduğunu ve detaylı hükümler içermediğini belirtiyor.
Madde 18: EPİAŞ'ın Rolü
CHP, EPİAŞ'ın ETS'yi yönetmesinin şeffaflık ve tarafsızlık ilkelerini ihlal ettiğini ve çıkar çatışması riski taşıdığını savunuyor.
Geçici Maddeler:
CHP, geçici maddelerin ETS'nin uygulanmasını geciktirdiğini ve işletmelerin yükümlülüklerini ertelemelerine olanak tanıdığını belirtiyor. Pilot dönem uygulamasının süresiz olabileceği ve cezaların caydırıcı olmadığı eleştiriliyor.
CHP, İklim Kanunu teklifinin iklim kriziyle mücadelede yetersiz kaldığını, sermaye odaklı bir yaklaşım benimsediğini ve doğayı korumaktan ziyade piyasa mekanizmalarını öncelediğini savunuyor. Teklifin, adil geçiş, fosil yakıtlardan çıkış, iklim adaleti gibi temel konularda eksiklikler içerdiğini ve toplumsal katılımın sağlanmadığını belirtiyor. CHP, daha kapsamlı ve bilim temelli bir iklim kanunu hazırlanması gerektiğini vurguluyor.
DEM Parti'nin İklim Kanunu teklifine ilişkin muhalefet şerhi, kanunun içeriği, hazırlanma süreci ve uygulanma şekline dair kapsamlı eleştiriler içermektedir. Şerh, özellikle kanunun iklim krizini çözmekten ziyade büyük sermaye gruplarının çıkarlarını korumaya yönelik olduğunu, piyasa temelli çözümler önerdiğini ve ekolojik yıkımı derinleştirebileceğini savunmaktadır. Ayrıca, kanunun hazırlanma sürecinde sivil toplumun ve ilgili paydaşların katılımının yetersiz olduğu, demokratik ve şeffaf bir tartışma ortamının sağlanmadığı vurgulanmaktadır.
Şerhin genelinde, iklim krizinin ciddiyetinin yeterince anlaşılmadığı, kanunun temel amacının ekolojik krizi çözmek değil, sanayi ve sermaye çevrelerinin çıkarlarını korumak olduğu belirtilmektedir. Özellikle karbon piyasaları, emisyon ticareti ve yeşil kalkınma gibi kavramların içinin boş bırakıldığı, bu mekanizmaların doğayı korumaktan ziyade sermaye birikimini artırmaya hizmet ettiği eleştirisi yapılmaktadır.
Maddelere Özel Değerlendirmeler
Madde 1: Amaç ve Kapsam
Şerhte, "yeşil büyüme" kavramının kendi içinde çelişkili olduğu belirtilmektedir. Türkiye'nin karbon salımında ilk 20 ülke arasında yer aldığı ve büyümenin salım artışına neden olacağı vurgulanmaktadır. Bu nedenle, "artıştan azaltım" yerine doğrudan salım azaltımı hedeflenmesi gerektiği savunulmaktadır.
Madde 2: Tanımlar
Bu maddede yer alan kavramların gerçek anlamlarından uzak şekilde tanımlandığı eleştirilmektedir. Özellikle "adil geçiş" ve "iklim adaleti" kavramlarının birbirinin yerine kullanıldığı, bu durumun kanunun ekonomik odaklı olduğunu gösterdiği belirtilmektedir. Ayrıca, "Türkiye Yeşil Taksonomisi" gibi kavramların doğal türlerin sınıflandırılması yerine finansal bir perspektifle ele alındığı eleştirisi yapılmaktadır.
Madde 3: İlkeler ve Uygulama
Bu maddede belirtilen ilkelerin (eşitlik, iklim adaleti, ihtiyatlılık, katılım, entegrasyon, sürdürülebilirlik, şeffaflık, adil geçiş ve ilerleme) nasıl uygulanacağına dair somut bir plan olmadığı eleştirilmektedir. Ayrıca, kamu yararının geri planda kaldığı, kanunun karbon ticareti odaklı olduğu vurgulanmaktadır.
Madde 4: İzleme ve Bilgi Paylaşımı
Bu madde, sera gazı emisyonlarının izlenmesi ve bilgi paylaşımına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Ancak, şerhte bu düzenlemelerin yeterince detaylandırılmadığı ve uygulanabilirliğinin şüpheli olduğu belirtilmektedir.
Madde 5: Sera Gazı Emisyon Azaltımı
Bu maddede, sera gazı emisyonlarının azaltımına yönelik stratejilerin belirsiz olduğu eleştirilmektedir. Kamu kurumlarının görevlerinin net olmadığı ve hangi bakanlığın neye göre hareket edeceğinin belirsiz olduğu vurgulanmaktadır.
Madde 6: İklim Değişikliğine Uyum
Bu madde, iklim değişikliğine uyum için biyolojik çeşitlilik, çölleşme, su kaynakları gibi konularda düzenlemeler öngörmektedir. Ancak, şerhte bu düzenlemelerin yetersiz olduğu ve özellikle nükleer enerji gibi kirletici faaliyetlerin göz ardı edildiği eleştirilmektedir.
Madde 7: Planlama Araçları
Bu madde, yerel iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanmasını öngörmektedir. Ancak, şerhte bu planların sermaye odaklı olduğu ve yeşil kapitalizmi desteklediği eleştirisi yapılmaktadır.
Madde 8: Finansal ve Teknolojik Araçlar
Bu madde, yeşil finansman ve karbon yakalama teknolojileri gibi konuları içermektedir. Şerhte, bu düzenlemelerin büyük sermaye gruplarının çıkarlarını koruduğu ve gerçek ekolojik dönüşümü sağlamadığı eleştirilmektedir.
Madde 9: Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)
Bu madde, ETS'nin kurulmasını ve karbon kredisi ticaretini düzenlemektedir. Şerhte, ETS'nin büyük kirleticiler için bir "yeşil aklama" mekanizmasına dönüşebileceği ve radikal ekolojik dönüşümü teşvik etmeyeceği eleştirisi yapılmaktadır.
Madde 10: Karbon Piyasası Kurulu ve Diğer Kurumlar
Bu madde, Karbon Piyasası Kurulu ve diğer kurumların görevlerini tanımlamaktadır. Şerhte, bu kurumların piyasa ve sermaye odaklı olduğu, bağımsız bir denetim mekanizmasının eksik olduğu belirtilmektedir.
Madde 11: Karbon Kredilendirme
Bu madde, karbon kredilendirme sistemini düzenlemektedir. Şerhte, bu sistemin sermaye çevrelerine fazla yaptırım getirmeyeceği ve hilelerin ortaya çıkabileceği eleştirisi yapılmaktadır.
Madde 13: Finansman ve Teşvikler
Bu madde, yeşil dönüşüm ve iklim değişikliği ile mücadele için finansman sağlanmasını öngörmektedir. Şerhte, bu finansman modellerinin büyük sermaye gruplarına yeni kar alanları açtığı ve gerçek ekolojik dönüşümü sağlamadığı eleştirilmektedir.
Madde 14: İdari Yaptırımlar
Bu madde, emisyon ticaret sistemine uymayan şirketlere cezalar öngörmektedir. Şerhte, bu cezaların caydırıcı olmadığı ve büyük şirketler için sembolik kaldığı eleştirilmektedir.
Madde 15: Denetim ve Yetkilendirme
Bu madde, denetim süreçlerini düzenlemektedir. Şerhte, denetimlerin merkezi yönetimde toplandığı ve sivil toplumun dışlandığı eleştirisi yapılmaktadır.
Madde 17: Başkanlığın Yetkileri
Bu madde, İklim Değişikliği Başkanlığı'nın yetkilerini genişletmektedir. Şerhte, bu yetkilerin yerel yönetimlerin katılımını engellediği ve şirketlere avantaj sağlayabileceği eleştirilmektedir.
Madde 18: Çevre Kanunundaki Değişiklikler
Bu madde, Emisyon Ticaret Sistemi'ne uyum için düzenlemeler yapmaktadır. Şerhte, bu düzenlemelerin doğrudan emisyon azaltımını teşvik etmediği ve karbon piyasalarının "yeşil aklama" aracına dönüşebileceği eleştirisi yapılmaktadır.
DEM Parti'nin muhalefet şerhi, İklim Kanunu teklifinin iklim krizini çözmekten uzak olduğunu, büyük sermaye gruplarının çıkarlarını koruduğunu ve ekolojik yıkımı derinleştirebileceğini savunmaktadır. Şerh, kanunun piyasa temelli çözümler önerdiğini, sivil toplumun katılımını yetersiz bulduğunu ve denetim mekanizmalarının zayıf olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, kanunun adil geçiş, iklim adaleti ve ekokırım gibi kavramları yeterince içermediği eleştirilmektedir. DEM Parti, daha kapsamlı, adil ve etkili bir iklim yasası için ekokırım kavramının yasal zemine oturtulması, çevresel suçların cezalandırılması ve sivil toplumun katılımının güçlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.
İYİ Parti'nin İklim Kanunu Teklifine ilişkin şerhi, hem genel olarak teklifin eksikliklerini eleştirmekte hem de belirli maddelere yönelik detaylı eleştiriler sunmaktadır. Şerh, teklifin iklim kriziyle mücadelede yetersiz kaldığını, katılımcı bir süreç izlenmediğini ve özellikle emisyon ticaret sistemine (ETS) aşırı odaklanıldığını vurgulamaktadır. Ayrıca, teklifin iklim değişikliğine uyum ve toplumsal dönüşüm için gerekli politikaları içermediği belirtilmektedir.
İYİ Parti, teklifin hazırlanma sürecinde katılımcı bir yöntem izlenmediğini, özellikle tali komisyonların ve sivil toplumun sürece dahil edilmediğini eleştirmektedir. Bu durum, teklifin teknik ve hukuki açıdan zayıf kalmasına neden olmuştur.
Tali komisyonların (Adalet, Plan ve Bütçe, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonları) hiçbir toplantı yapmadan teklifin kabul edilmesi, yasama sürecinin demokratik işleyişine aykırı bulunmuştur.
Sivil toplum kuruluşları (STK'lar), meslek odaları ve akademik çevrelerin sürece etkin bir şekilde dahil edilmemesi, teklifin toplumsal uzlaşma ve bilimsel temellerden uzak kalmasına yol açmıştır.
İYİ Parti, teklifin temel olarak karbon piyasası ve emisyon ticaret sistemine odaklandığını, ancak iklim krizine karşı etkili bir mücadele için gerekli olan çok boyutlu politikaları içermediğini belirtmektedir.
Teklif, emisyon azaltımı için bağlayıcı hedefler koymaktan kaçınmakta ve özellikle büyük sanayi kuruluşlarına geniş bir manevra alanı tanımaktadır. Bu durum, iklim kriziyle mücadelede yetersiz kalınmasına neden olmaktadır.
Teklif, iklim değişikliğine uyum sağlamak ve toplumun farklı kesimlerini desteklemek için gerekli politikaları içermemektedir. Özellikle enerji dönüşümü, tarım, su yönetimi ve ekosistem koruma gibi alanlarda somut adımlar atılmamıştır.
Emisyon ticaretinden elde edilecek gelirlerin nasıl kullanılacağına dair net bir mekanizma bulunmamakta ve bu gelirlerin büyük sanayi şirketlerine aktarılma riski taşıdığı belirtilmektedir.
İYİ Parti, teklifin karbon yutak alanlarının (ormanlar, sulak alanlar, tarım arazileri) korunması ve genişletilmesine yönelik bağlayıcı hükümler içermediğini eleştirmektedir. Türkiye'de ormansızlaşma, sulak alanların kurutulması ve tarım arazilerinin betonlaşması gibi sorunlar devam ederken, bu alanlara yönelik somut politikaların eksikliği dikkat çekmektedir.
Teklif, karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin nasıl denetleneceğine ve şeffaf bir şekilde yönetileceğine dair net mekanizmalar içermemektedir. Bu durum, kaynakların etkili bir şekilde kullanılmasını engelleyebilecek bir risk olarak görülmektedir.
Madde 1 – Madde 3 – Madde 4 (Amaç, Kapsam, İlkeler ve Esaslar):
İYİ Parti, bu maddelerin iklim kriziyle mücadelede iddialı ve etkili bir yol haritası sunmadığını belirtmektedir. Teklif, fosil yakıtlardan çıkış stratejisi, yenilenebilir enerji yatırımları ve sanayinin karbon salımını azaltmaya yönelik somut düzenlemeler içermemektedir. Kamu ve özel sektörün sorumlulukları net olarak tanımlanmamış ve yükümlülük ihlallerine yönelik yaptırım mekanizmaları öngörülmemiştir.
Madde 9 (Emisyon Ticaret Sistemi - ETS):
İYİ Parti, ETS'nin Avrupa Birliği'nin mevcut sistemine uyumlu olmadığını ve özellikle karbon kaçağı riskini önleyecek düzenlemelerin eksik olduğunu belirtmektedir.
Ücretsiz tahsisatların hangi sektörlere ve firmalara nasıl dağıtılacağına dair belirsizlikler bulunmakta ve bu durum, büyük sanayi kuruluşlarının avantaj sağlamasına yol açabilecektir.
Madde 10 (Karbon Piyasası Kurulu):
İYİ Parti, Karbon Piyasası Kurulu'nun ücretsiz tahsisatları belirleme yetkisinin şeffaflık ve adalet açısından sorunlu olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, sivil toplum örgütleri ve meslek odalarının karar alma süreçlerine dahil edilmemesi, teklifin bilimsel temelden uzak kalmasına neden olmaktadır.
Madde 12 (Karbon Piyasası Gelirlerinin Kullanımı):
İYİ Parti, bu maddenin karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin nasıl kullanılacağına dair yetersiz ve belirsiz olduğunu belirtmektedir. Gelirlerin denetimi ve şeffaf bir şekilde yönetilmesine yönelik mekanizmalar eksiktir.
Geçici Madde 2 (Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarının Ertelenmesi):
İYİ Parti, yerel iklim değişikliği eylem planlarının 2027 yılına ertelenmesini eleştirmektedir. Bu durum, Türkiye'nin iklim kriziyle mücadelede gecikmeye devam ettiğini göstermektedir.
İYİ Parti'nin şerhi, İklim Kanunu Teklifinin iklim kriziyle mücadelede yetersiz kaldığını, katılımcı bir süreç izlenmediğini ve özellikle emisyon ticaret sistemine aşırı odaklanıldığını vurgulamaktadır. Teklif, iklim değişikliğine uyum ve toplumsal dönüşüm için gerekli politikaları içermemekte, yutak alanların korunmasına yönelik bağlayıcı hükümlerden yoksun kalmakta ve denetim mekanizmalarının eksikliği nedeniyle şeffaflık sorunları barındırmaktadır. İYİ Parti, bu nedenlerle teklife karşı oy kullanacağını belirtmiştir.
İklim değişikliği, bilimsel verilerle kanıtlanmış, küresel ekosistemler ve insanlık üzerinde ciddi etkileri olan bir olgudur. Türkiye, Akdeniz Havzası'nda yer alan ve iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olarak, bu konuda etkili ve adil politikalar geliştirmek zorundadır. Ancak, hükümet tarafından sunulan İklim Kanunu Teklifi, birçok açıdan eksik ve yetersizdir. Bu şerh, teklifin zayıf yönlerini ortaya koymayı ve daha adil, etkin ve katılımcı bir iklim politikası için gerekli adımları önermeyi amaçlamaktadır.
Yeni Yol Partisi İklim Kanunu Teklifinin; Çevre Kanunu, Yenilenebilir Enerji Kanunu ve Enerji Verimliliği Kanunu gibi mevcut yasalarla tam olarak bütünleşmediğini belirtmiştir. Yeni düzenlemelerin mevcut yasal çerçeveyle çelişmemesi ve mükerrer hükümler yaratmaması gerektiğini ifade etmiştir. Ancak teklifin bu entegrasyonu sağlayacak somut düzenlemeler sunmadığının altını çizmiştir.
Teklifte yer alan hedeflerin; "hedeflenmektedir" veya "öngörülmektedir" gibi bağlayıcılığı düşük ifadelerle belirtildiğine dikkat çekilmiştir. Bu durum, uygulamada net ve zorunlu bir sistem oluşturulmasını engellemekte, gönüllülük esasına dayalı bir yapı riski taşımaktadır. Özellikle özel sektörün yükümlülükleri, sorumluluk alanları ve olası yaptırımları konusunda ciddi bir belirsizlik bulunmaktadır.
Kanun teklifi, sanayi, tarım ve üreticiler için ciddi mali yükler getirirken, bu yüklerin hafifletilmesi için gerekli teşvik ve finansman mekanizmalarını oluşturmamaktadır. Yeşil dönüşüm sürecinde sanayicinin rekabet gücünü koruyacak özel teşvikler devreye sokulmalı ve sürdürülebilir finansman araçları tanımlanmalıdır.
Tarihsel karbon salınımı verileri incelendiğinde, çevresel tahribatın büyük kısmını Batılı ülkelerin gerçekleştirdiği açıkça görülmektedir. Türkiye, küresel iklim politikalarının adaletsiz yük dağılımı nedeniyle cezalandırılan bir ülke değil, sanayisini ve üreticisini koruyarak adil dönüşüm sağlayan bir aktör olmalıdır.
Teklif kapsamında kurulması öngörülen İklim Değişikliği Başkanlığı önemli bir adım olmakla birlikte, bu kurumun diğer bakanlıklar, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları ile koordinasyonu nasıl sağlayacağı belirsizdir. Kurumun yetki sınırları net şekilde çizilmediği takdirde, uygulamada yetki çatışmaları ve bürokratik tıkanıklıklar yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Teklif, yerel yönetimlerin iklim politikalarına aktif katılımını zorunlu kılmaktadır. Ancak, bu katılımın nasıl sağlanacağı, mali ve beşeri kaynakların nasıl oluşturulacağı net değildir. Yerel yönetimlerin uygulamaları desteklenmediği takdirde, iklim politikalarının sahaya yansıması mümkün olmayacaktır.
Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sunmak ve emisyon azaltım hedeflerini IPCC standartlarına uygun şekilde raporlamak zorundadır. Ancak teklif, bu sürecin hangi kurallar çerçevesinde işleyeceğini net şekilde belirlememektedir.
Kanun teklifinde yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi gibi alanlarda teşviklerin nasıl uygulanacağı netleştirilmemiştir. Bu durum, özel sektörün uzun vadeli yatırım planlarını olumsuz etkileyebilir. Sanayicilerin sürdürülebilir üretime geçişini hızlandıracak mekanizmalar detaylandırılmalı, finansal teşviklerin kapsamı genişletilmelidir.
İklim krizinden en fazla etkilenecek kesimler arasında küçük çiftçiler, düşük gelirli haneler ve dezavantajlı topluluklar yer almaktadır. Ancak, bu gruplara yönelik özel tedbirler ve sosyal politikalar kanun teklifinde yeterince somut şekilde ele alınmamıştır. Toplumsal farkındalık programlarının nasıl yürütüleceği, hangi kurumların sorumluluğunda olacağı ve finansmanının nasıl sağlanacağı konusunda da belirsizlikler bulunmaktadır.
Kanunun eksiklikleri giderilmeli ve Türkiye’nin ekonomik çıkarlarını koruyan, sanayisini güçlendiren, çiftçisini destekleyen ve yeşil kalkınma hedeflerini gerçekçi bir yaklaşımla yöneten bir sistem inşa edilmelidir. Karbon düzenlemelerinin sanayi ve tarım sektörlerinde oluşturacağı etkiler titizlikle değerlendirilerek ihracatçının rekabet gücünü koruyacak ve KOBİ’leri destekleyecek teşvikler devreye alınmalıdır. Türkiye, küresel karbon piyasalarının edilgen bir uygulayıcısı değil, kendi yol haritasını belirleyen bir aktör olmalıdır. Unutulmamalıdır ki “Kirleten öder” ilkesi, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir düzenin aracı değil, adil ve küresel ölçekte uygulanan bir prensip olmalıdır.
Amaç ve Kapsam (Madde 1)
Bu kanunun temel amacı, yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadele etmektir. Kanun, sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum faaliyetleri, planlama ve uygulama araçları, gelirler, izin ve denetim mekanizmaları gibi konuları kapsar.
Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede kullanılacak yasal ve kurumsal çerçevenin usul ve esaslarını belirler.
Tanımlar (Madde 2)
Kanunun uygulanmasında kullanılan temel kavramlar tanımlanmıştır. Örneğin:
Adil geçiş: İklim değişikliğiyle mücadelede, özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve engelliler gibi hassas grupların korunmasını önceliklendiren, yeni istihdam alanları yaratan ve ekonomik, çevresel ve sosyal kazanımları en üst düzeye çıkaran politika ve uygulamalar.
Emisyon Ticaret Sistemi (ETS): Sera gazı emisyonlarına bir üst sınır belirlenerek, tahsisatların alınıp satılması yoluyla emisyon azaltımını teşvik eden bir piyasa mekanizması.
Denkleştirme: Karbon Kredilerinin ETS kapsamında veya gönüllü taahhütlerin yerine getirilmesinde kullanılması.
Karbon kredisi: Sera gazı emisyonlarının azaltımı veya giderimi faaliyetleri sonucu elde edilen ve bir ton karbondioksit eşdeğeri cinsinden ifade edilen kredi.
Net sıfır emisyon: İnsan kaynaklı faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının, teknolojik yöntemlerle azaltılarak veya yutak alanlar (ormanlar gibi) vasıtasıyla dengelenerek, atmosfere net bir emisyon salınımının olmaması durumu.
Genel İlkeler ve Esaslar (Madde 3-4)
İklim değişikliğiyle mücadelede temel ilkeler şunlardır:
Sera Gazı Emisyonlarının Azaltımı (Madde 5)
Sera gazı emisyonları, Ulusal Katkı Beyanı, net sıfır emisyon hedefi ve Başkanlık tarafından yayımlanan strateji ve eylem planları doğrultusunda azaltılacaktır. İlgili kamu kurumları, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izinin azaltılması, alternatif temiz yakıtların kullanımı gibi önlemler alacaktır. Döngüsel ekonomi yaklaşımı benimsenecek ve sıfır atık sistemleri kurulacaktır. Ormanlar, tarım arazileri, meralar ve sulak alanlar gibi yutak alanlar korunacak ve artırılacaktır.
İklim Değişikliğine Uyum Faaliyetleri (Madde 6)
İklim değişikliğinin mevcut ve olası olumsuz etkilerini önlemek, riskleri en aza indirmek ve fırsatlardan yararlanmak amacıyla uyum faaliyetleri gerçekleştirilecektir.
Su kaynaklarının etkin yönetimi, ekosistemlerin korunması, tarım sektöründe dirençli ürün desenleri geliştirilmesi gibi önlemler alınacaktır.
İklim değişikliğine bağlı afetlerin neden olduğu kayıp ve zararları azaltmak için erken uyarı sistemleri ve risk değerlendirme mekanizmaları geliştirilecektir.
Planlama ve Uygulama Araçları (Madde 7-8)
İklim değişikliği strateji ve eylem planları, Başkanlık koordinasyonunda hazırlanacak ve uygulanacaktır. Bu planlar, sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini kapsayacaktır.
Yerel iklim değişikliği eylem planları, valilerin başkanlığında, büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve il özel idareleri tarafından hazırlanacaktır. Bu planlar, her ilin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum stratejilerini içerecektir.
Finansal araçlar: İklim değişikliğiyle mücadele amacıyla yapılacak yatırımlar için iklim finansmanı, yeşil sermaye piyasası araçları, sigorta mekanizmaları gibi finansal araçlar geliştirilecektir.
Teknolojik araçlar: Temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması teşvik edilecek. Karbon yakalama ve depolama teknolojileri, hidrojen teknolojisi gibi yenilikçi çözümler desteklenecektir.
Kapasite geliştirme: Kamuoyunun iklim değişikliği konusunda bilinçlendirilmesi, eğitim programları ve yeşil iş gücünün yetiştirilmesi için çalışmalar yapılacaktır.
Karbon Fiyatlandırma ve Emisyon Ticareti Sistemi (Madde 9-11)
Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurulacak ve ulusal tahsisat planlaması yapılacaktır. Bu sistem, sera gazı emisyonlarının azaltımını teşvik edecek bir piyasa mekanizmasıdır.
Sera gazı emisyon izni almayan işletmeler faaliyet gösteremeyecek. İzinler, belirli bir süre için verilecek ve işletmelerin emisyonlarını azaltmaları zorunlu tutulacaktır.
Karbon kredileri ve denkleştirme mekanizmaları kullanılarak, emisyon azaltımı teşvik edilecektir. İşletmeler, belirli bir oranda karbon kredisi kullanarak emisyon yükümlülüklerini karşılayabilecektir.
Gönüllü karbon piyasaları oluşturulacak ve ulusal bir karbon kredilendirme sistemi kurulacaktır. Bu sistem, sera gazı emisyonlarının azaltımı veya yutak alanların artırılması gibi faaliyetler sonucu elde edilen karbon kredilerinin kaydedilmesini ve ticaretini sağlayacaktır.
Gelirler ve Destekler (Madde 12-13)
Sera gazı emisyon izni, tahsisat satışları, karbon kredileri gibi gelirler, yeşil dönüşüm ve iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla kullanılacaktır.
İklim dostu yatırımlar, yeşil teknolojilerin geliştirilmesi, araştırma ve geliştirme faaliyetleri için destek mekanizmaları oluşturulacaktır.
Kamu kurumları ve özel sektör, iklim yatırımlarını teşvik etmek amacıyla finansal araçlar (hibe, kredi garantisi, sigorta vb.) kullanacaktır.
Yaptırımlar (Madde 14-16)
Sera gazı emisyon raporlarını zamanında sunmayan işletmelere 500.000 TL ile 5.000.000 TL arasında idari para cezaları uygulanacaktır.
Ozon tabakasını incelten maddelerin yasa dışı kullanımı, ticareti veya ithalatı yapanlara 2.500.000 TL ceza verilecektir.
Florlu sera gazlarının kotasız veya kota aşımı şeklinde kullanımı durumunda, işletmelere 1.000.000 TL ceza uygulanacak ve kotada kesintiye gidilecektir.
ETS kapsamında tahsisat yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmelere, eksik tahsisat başına birincil ve ikincil piyasa fiyatlarının iki katı kadar ceza uygulanacaktır.
Bilgi, belge ve veri verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya yanıltıcı beyanda bulunan gerçek ve tüzel kişilere 170.000 TL ceza verilecektir.
Geçiş Hükümleri (Geçici Madde 1-2)
Pilot uygulama dönemi: ETS'nin tam olarak uygulanmasından önce bir pilot uygulama yapılacak ve bu dönemde cezalar %80 indirimli uygulanacaktır.
Sera gazı emisyon izni: Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 yıl içinde, ETS kapsamındaki işletmeler sera gazı emisyon izni almak zorundadır. Bu süre, gerekirse 2 yıla kadar uzatılabilecektir.
Yerel iklim değişikliği eylem planları: En geç 31/12/2027 tarihine kadar hazırlanacaktır. Bu süre, Bakanlık tarafından bir yıla kadar uzatılabilecektir.
19 ve 20. maddeleri yürürlük ve yürütme maddeleri olan teklif TBMM Genel Kurulunda bu hafta görüşülecek.
Yorumlar
Hakaret, nefret söylemi ve kişisel bilgi içeren yorumlar kaldırılır.