Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya ve Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu öncülüğünde toplam 117 milletvekilinin imzasını taşıyan kanun teklifinin genel gerekçesi, Türkiye'nin enerji ve madencilik alanlarındaki hedeflerine daha hızlı ulaşmasını sağlamak üzerine kuruludur.
Bu çerçevede teklifin temel amaçları şunlardır:
Enerji Sektörü: Türkiye'nin Ulusal Enerji Planı'nda yer alan 2035 yılına kadar elektrik üretiminin %65'ini yenilenebilir kaynaklardan sağlama hedefine ulaşmak için, mevcut durumda 48 ayı bulabilen izin süreçlerinin 24 ayın altına indirilmesi hedeflenmektedir. Bu sayede yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, rüzgar ve güneş gibi kesintili üretim yapan kaynakların artmasıyla, şebeke istikrarını ve enerji arz güvenliğini sağlamak için yerli kömür gibi "baz yük" santrallerinin önemine vurgu yapılarak, bu santrallerin faaliyetlerinin devamlılığını güvence altına alacak düzenlemeler getirilmektedir.
Madencilik Sektörü: Türkiye'nin madencilik sektörünün gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payını %1,2'den %2'ye çıkarma hedefi doğrultusunda, sektördeki en büyük engellerden biri olarak görülen uzun ve öngörülemez izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve hızlandırılması amaçlanmaktadır. Yatırımcılar için hukuki belirliliğin artırılması, "stratejik ve kritik madenler" kavramının yasal bir çerçeveye oturtulması, bu madenler için acele kamulaştırma ve stoklama gibi imkanların tanınması ve maden sahalarında çevreye uyumlu rehabilitasyon çalışmalarının daha etkin hale getirilmesi hedeflenmektedir.
Muhalefetin Eleştirileri
Muhalefet partileri, teklifin geneline ilişkin sundukları şerhlerde hem usul hem de esas yönünden çok sert eleştirilerde bulunmuştur:
Usul Eleştirileri:
"Torba Kanun" Yöntemi: Teklifin, Çevre, Maden, Mera, Enerji ve İmar gibi birbiriyle ilişkili ancak farklı uzmanlıklar gerektiren 5 ayrı temel kanunda değişiklik yapan bir "torba kanun" olması, yasama tekniğine aykırı bulunmuş ve konuların bütüncül bir şekilde tartışılmasını engellediği belirtilmiştir.
İhtisas Komisyonlarının Baypas Edilmesi: Teklifin, içeriği gereği Çevre Komisyonu ve Tarım Komisyonu'nda da görüşülmesi gerekirken, bu tali komisyonların devre dışı bırakılarak aceleyle sadece ana komisyondan geçirilmeye çalışılması, Meclis iradesinin ve denetim fonksiyonunun zayıflatılması olarak eleştirilmiştir.
Katılımcılık Eksikliği: Teklif hazırlanırken ve komisyon görüşmeleri sırasında, düzenlemelerden doğrudan etkilenecek olan çevre örgütleri, zeytin üreticileri, yerel halk ve meslek odaları gibi sivil toplum paydaşlarının sürecin dışında bırakıldığı, görüşlerinin alınmadığı ve komisyona girişlerinin engellendiği, bunun da demokratik ilkelere aykırı olduğu vurgulanmıştır.
Esas Eleştirileri:
"Süper İzin" ve Çevresel Tahribat: Teklifin özünde, enerji ve maden yatırımlarına "Süper İzin" adı altında bir mekanizma kurarak, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gibi en temel çevresel denetim süreçlerini işlevsizleştirdiği ve baypas ettiği savunulmuştur. Bu durumun, geri dönülemez ekolojik yıkımlara ve doğa talanına yasal zemin hazırladığı belirtilmiştir.
Zeytinliklerin Yok Edilmesi: Teklifin en çok tepki çeken 11. maddesinin, daha önce kamuoyu baskısıyla geri çekilen düzenlemelerin bir benzeri olduğu ve Anayasa ile özel kanunla korunan zeytinlik alanların, Muğla'daki belirli termik santrallere kömür sağlamak amacıyla (adrese teslim bir şekilde) yok edilmesinin önünü açtığı ifade edilmiştir.
Yetkinin Merkezileştirilmesi ve Hukuksuzluk: Teklifle kurulan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki "Kurul"a, "üstün kamu yararı" gibi soyut bir gerekçeyle yerel yönetimlerin, çevre kurumlarının ve hatta mahkeme kararlarının üzerinde bir yetki tanınmasının, hukuk devleti, idarenin bütünlüğü ve yerel yönetimlerin özerkliği ilkelerini ihlal ettiği belirtilmiştir.
İmar Affı: Teklifin 19. maddesinin, ruhsatsız veya kaçak olarak inşa edilmiş elektrik üretim santrallerine geriye dönük bir tür "imar affı" getirdiği, bunun da hukuksuzluğu ödüllendirdiği ve özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra af çıkarılmaması gerekirken tehlikeli bir emsal oluşturduğu savunulmuştur.
Maddeler, Madde Gerekçeleri ve Muhalefet Şerhleri
MADDE 1 ve 3: ÇED Kararı Beklenmeden Diğer İzinlere Başvuru ve Zımni İzin
Yapılan Değişiklik: Projeler için "ÇED Olumlu" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararı beklenmeksizin, diğer izin (teşvik, ruhsat vb.) süreçlerine başvuru yapılabilmesinin önü açılmaktadır. Ayrıca, izin süreçlerinde görüşü sorulan kamu kurumu üç ay içinde cevap vermezse Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce bir ay ilave süre verilmekte, bu sürenin sonunda da karar bildirilmezse izin verilmiş sayılmaktadır ("zımni izin").
Madde Gerekçesi: Yatırım süreçlerini hızlandırmak ve bürokrasiyi azaltmak amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi: Bu düzenlemenin, ÇED sürecini bir ön koşul olmaktan çıkarıp bir formaliteye dönüştürdüğü belirtilmiştir. "Zımni izin" kuralının ise idare hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğu, kurumlar üzerinde baskı yaratacağı ve projelerin yeterli inceleme yapılmadan onaylanmasına yol açacağı savunulmuştur. Bu durumun, Anayasa'nın "sağlıklı çevrede yaşama hakkı"nı ihlal ettiği vurgulanmıştır.
MADDE 4: Stratejik ve Kritik Madenler için Acele Kamulaştırma
Yapılan Değişiklik: Kanuna "stratejik" ve "kritik" maden tanımları eklenmekte ve bu madenlerle ilgili faaliyetler için acele kamulaştırma yapılabilmesinin önü açılmaktadır. Hangi madenlerin bu kapsama gireceğine Bakanlık karar verecektir.
Madde Gerekçesi: Ulusal güvenlik ve ekonomik refah için önemli olan madenlerin çıkarılmasını hızlandırmak ve arz güvenliğini sağlamak amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi: "Stratejik" ve "kritik" gibi kavramların kanunda net olarak tanımlanmaması ve idareye geniş bir takdir yetkisi bırakılmasının, mülkiyet hakkına yönelik keyfi müdahalelere yol açabileceği belirtilmiştir. Bu düzenlemenin, Anayasa'nın mülkiyet hakkını ve hukuk devleti ilkesini zedelediği savunulmuştur.
MADDE 11: Zeytinlik Alanlarda Madenciliğe İzin Verilmesi
Yapılan Değişiklik: Teklife ekli koordinatlarla belirlenen (Muğla-Akbelen ve çevresi) zeytinlik alanlarda, ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla kömür madenciliği yapılmasına, "kamu yararı" görülmesi halinde Bakanlık tarafından izin verilebilmesi sağlanmaktadır. Kanunlaşan metne göre zeytin ağaçları öncelikle aynı ilçe ve il sınırları içinde taşınacak; taşınmanın mümkün olmadığı durumlarda izin için, faaliyet alanıyla eş değer büyüklükte ve taşınan ve taşınamayan zeytin ağacı sayısının en az iki katı ağaçla oluşan bir zeytin sahası tesis edilmesi zorunlu. Zeytinliği kamulaştırılan maliklere, talep etmeleri halinde Hazine ya da kamu iktisadi teşebbüslerine ait uygun taşınmazlar yirmi yıl süreyle doğrudan kiralanabilecek; kira süresi onar yıl uzatılabilecek.
Madde Gerekçesi: Bölgedeki termik santrallerin kömür ihtiyacını karşılayarak enerji arz güvenliğini sağlamak.
Muhalefet Şerhi: Bu madde, teklifin en tartışmalı noktasıdır. Düzenlemenin, 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu'nun zeytinlikleri koruyan amir hükmünü ve Anayasa'yı hiçe sayarak "adrese teslim" bir şekilde belirli şirketlerin (Limak-İÇTAŞ ve YK Enerji) menfaati için çıkarıldığı iddia edilmiştir. Zeytin ağaçlarının taşınmasının ekolojik olarak bir "yalan" olduğu, bunun bir "rehabilitasyon" değil, "ekokırım" olduğu ve bölgenin tarımsal, kültürel ve sosyal dokusunu yok edeceği sert bir dille ifade edilmiştir.
MADDE 14: Meraların Enerji Yatırımlarına Açılması
Yapılan Değişiklik: Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) olarak ilan edilen yerlerin, mera vasfı değiştirilerek enerji yatırımlarına açılabilmesinin önü açılmaktadır.
Madde Gerekçesi: Yenilenebilir enerji yatırımları için arazi teminini kolaylaştırmak.
Muhalefet Şerhi: Bu düzenlemenin, Türkiye'nin zaten yetersiz olan mera alanlarını daha da azaltarak hayvancılığa büyük bir darbe vuracağı ve gıda güvenliğini tehlikeye atacağı belirtilmiştir.
MADDE 16: Enerji Tesislerinde İmar Yetkisinin Bakanlığa da Tanınması
Yapılan Değişiklik: Rüzgar ve güneş enerjisi tesislerinin imar planları, yapı ruhsatı ve çalışma izinleri gibi yetkilerin, yerel yönetimlerin yanı sıra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından da verilebilmesi sağlanmaktadır.
Madde Gerekçesi: Yenilenebilir enerji yatırımlarındaki izin süreçlerini hızlandırmak.
Muhalefet Şerhi: Bu maddenin, Anayasa'nın 127. maddesiyle güvence altına alınan "yerel yönetimlerin özerkliği" ilkesini açıkça ihlal ettiği savunulmuştur. Bakanlığa tanınan bu paralel yetkinin, yerel halkın iradesini ve belediyelerin planlama yetkilerini baypas etmek için kullanılacağı ve merkezileşmeyi artıracağı eleştirisi yapılmıştır.
MADDE 19: Ruhsatsız Kurulmuş Lisanslı Santrallere Uygunluk Belgesi
Yapılan Değişiklik: 31 Aralık 2024'ten önce ruhsatsız olarak inşa edilmiş ve işletmeye alınmış lisanslı elektrik üretim tesislerine, belirli şartları (statik uygunluk raporu vb.) sağlamaları halinde "Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi" verilerek yasal statü kazandırılması öngörülmektedir.
Madde Gerekçesi: Fiili olarak üretim yapan tesislerin hukuki durumlarını netleştirmek.
Muhalefet Şerhi: Bu düzenlemenin, kaçak ve hukuksuz yapılaşmayı ödüllendiren bir "imar affı" niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bu durumun hukuk devleti ilkesini zedelediği ve gelecekteki benzer hukuksuzluklar için kötü bir emsal oluşturacağı ifade edilmiştir.
Yorumlar
Hakaret, nefret söylemi ve kişisel bilgi içeren yorumlar kaldırılır.