50'si milli park olmak üzere Türkiye'nin korunan alanlarının yönetimini değiştiren teklif, Genel Kurulda 17 Şubat 2026'da başlayan görüşmelerin ardından 11 Mart 2026'da kabul edildi ve 7576 sayılı Kanun olarak 19 Mart 2026'da Resmi Gazete'de yayımlandı. 30 maddelik teklif, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne (DKMP) geniş yetkiler verirken, muhalefet "doğanın talana açıldığı" gerekçesiyle sert tepki gösterdi.
Teklif 17 Şubat tarihli TBMM Birleşiminde görüşülmeye başlandı.
Sivas Milletvekili Rukiye Toy ve Konya Milletvekili Mehmet Baykan'ın ilk imzacısı olduğu, toplam 57 milletvekilinin imzasını taşıyan "Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", 15 Ekim 2025'te Tarım Komisyonu'nda görüşüldü. Yaklaşık 8 saat süren maraton görüşmelerin ardından teklif, iki maddede yapılan küçük değişikliklerle kabul edildi.
Teklifin temel amacı, 175 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden yapılandırılan DKMP'nin yeni statüsüne uyum sağlanması. Düzenleme, bu uyumun yanı sıra milli parklar, tabiat parkları, sulak alanlar ve yaban hayatı sahalarının yönetim, denetim ve işletilmesine ilişkin başka değişiklikler de içeriyor.
Öne Çıkan Düzenlemeler
Teklifin en dikkat çekici maddeleri, korunan alanlarda özel sektörün rolünü artırıyor. 5. madde ile milli park ve tabiat parklarında "kamu yararı ve zaruret" halinde ulaşım, enerji nakil hatları, petrol ve doğalgaz boru hatları, trafo, haberleşme, termal su gibi altyapı tesislerinin özel şirketlerce yapılmasına izin verilebilecek. Ayrıca içme suyu temininde "aciliyet" durumunda, uzun devreli gelişme planı şartı aranmayacak; tesis yapıldıktan sonra plana işlenecek.
Altıncı madde ile DKMP, korunan alanlardaki tesisleri doğrudan işletebileceği gibi "işlettirme" yoluyla özel sektöre de devredebilecek. Yapılaşma koşulları ise Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
En çok tartışılan maddelerden 7. madde, kaçak yapılarla mücadeleyi düzenliyor. Mevcut durumda mahkeme kararı gerektiren yıkım işlemi, teklifle birlikte "hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın" DKMP tarafından derhal yapılabilecek. Ayrıca yıkım yerine "ihtiyaç görüldüğü takdirde değerlendirilme" seçeneği de bulunuyor.
Dokuzuncu madde ile DKMP'ye döner sermayeli işletme kurma yetkisi veriliyor. Sermaye miktarını beş katına kadar artırma yetkisi ise Cumhurbaşkanı'na ait olacak. 10. madde ile kurumun gelir kalemleri yeniden tanımlanırken, idari para cezalarının yüzde 25'i doğrudan DKMP bütçesine aktarılacak.
Avcılıkla ilgili düzenlemeler de teklifin önemli ayaklarından. 20. madde ile perakendecilerin av malzemesi alışlarında ödediği yüzde 2'lik katılım payı doğrudan DKMP döner sermaye işletmesine yatırılacak. Ancak asıl tartışma 24 ve 25. maddelerde yaşanıyor. Mevcut kanunda kaçak avcılıkta süresiz belge iptali öngörülürken, yeni düzenleme ile bu ceza "iki yıl süreyle belge verilmeme"ye dönüşüyor. Ayrıca geçmişte belgesi iptal edilenlere, cezalarını ödemeleri ve beş yıl içinde başvurmaları halinde yeniden belge alma imkanı tanınıyor.
Muhalefet: "Anayasa'ya Aykırı, Doğa Talana Açılıyor"
Komisyon görüşmelerinde söz alan CHP, DEM Parti ve diğer muhalefet milletvekilleri, teklifi tüm yönleriyle eleştirdi. Muhalefet partileri, şerh metinlerinde, düzenlemenin "milli parkları koruma alanı olmaktan çıkarıp işletme alanına dönüştürdüğünü" vurguladı.
Muhalefetin yaptığı itirazların başında usul tartışmaları geldi. Teklif, dört ayrı komisyona havale edilmesine rağmen tali komisyonlarda görüşülmedi. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve üniversitelerden görüş alınmadı. Bu durum, "yasa yapım sürecinin aceleye getirildiği" eleştirilerine yol açtı.
Anayasa'ya aykırılık iddiaları da şerhlerde geniş yer buldu. Özellikle 7. maddedeki mahkeme kararı olmaksızın yıkım yetkisi, Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi, 35. maddedeki mülkiyet hakkı ve 125. maddedeki yargı denetimi hükümlerine aykırı bulundu. Muhalefet, Anayasa Mahkemesi'nin 2024 tarihli bir kararına atıfla, yıkım gibi ağır sonuçlu idari işlemlerde etkili başvuru yolunun mutlaka tanınması gerektiğini hatırlattı.
Beşinci maddedeki "kamu yararı ve zaruret" ifadeleri ise muhalefet partileri tarafından "muğlak ve suiistimale açık" olarak nitelendirildi. Muhalefet şerhinde, Atatürk Orman Çiftliği, Kazdağları ve Munzur Vadisi örnekleri verilerek, benzer kavramların geçmişte rant projelerini meşrulaştırmak için kullanıldığı belirtildi.
Anayasa'nın 169. maddesinin ormanların devletçe yönetilmesini öngördüğü hatırlatılarak, 6. maddedeki "işlettirilir" ifadesiyle özel şirketlere devrin önünün açıldığı kaydedildi.
Personel düzenlemeleri de eleştirilerden nasibini aldı. 3. madde ile ihdas edilen "alan kılavuzu" ve "av ve doğa koruma memuru" tanımlarında, bu personelde aranacak niteliklerin kanunla değil yönetmelikle belirlenmesi, Anayasa Mahkemesi'nin daha önce iptal ettiği bir düzenlemeyi yeniden getirmekle eleştirildi. (AYM, E.2021/47, K.2023/151)
DEM Partili Nejla Demir'in imzasını taşıyan ayrı bir şerhte, teklifin "milli parklardan sermaye parklarına" dönüşümün hukuki altyapısını hazırladığı ifade edildi. Şerhte, Marmaris Kızılbük'teki Sinpaş oteli, Kazdağları'ndaki maden arama faaliyetleri ve Munzur Vadisi'ndeki ruhsatlar örnek gösterilerek, fiili durumun yasallaştırılmaya çalışıldığı savunuldu.
İktidar: "Koruma-kullanma Dengesi Gözetildi"
Teklifin ilk imza sahibi Rukiye Toy, komisyondaki sunumunda düzenlemenin çağın gereklerine uygun olduğunu savundu. Teklif sahipleri genel gerekçede "Ziyaretçi sayısı yılda 70 milyona ulaştı. Bu alanların etkin yönetimi, alt ve üstyapı tesislerinin hızla tamamlanması gerekiyor. Teklif, koruma-kullanma dengesini gözetiyor" şeklinde açıklamalarda bulundu.
AK Partili milletvekilleri, özellikle avcılıkla ilgili düzenlemelerin caydırıcılığı artırdığını, süresiz iptal yerine getirilen iki yıllık men cezasının eğitim ve rehabilitasyonla birleştiğini belirtti. Ayrıca, elde edilecek gelirlerin doğrudan koruma faaliyetlerine harcanacağı vurgulandı.
Yasalaşma Süreci
Teklif 15 Ekim 2025'te Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edildi; Genel Kurulda 17 Şubat 2026'da başlayan görüşmeler 11 Mart 2026'da tamamlandı ve kanun 19 Mart 2026'da Resmi Gazete'de yayımlandı. Muhalefet partileri komisyonda, Anayasa'ya aykırılık iddialarını Genel Kurulda da dile getireceklerini ve gerekirse Anayasa Mahkemesine gideceklerini açıklamıştı.
Türkiye Ormancılar Derneği, TEMA Vakfı gibi sivil toplum kuruluşları da teklife karşı çıkarak, "korunan alanların gelecek nesillere aktarılması görevinin ticarileştirilemeyeceği" uyarısında bulundu.
11 Mart 2026'da kabul edilen kanunla Türkiye'nin 50 milli parkı, 274 tabiat parkı, 136 sulak alanı ve 85 yaban hayatı geliştirme sahasının yönetimine ilişkin kurallar değişti.
Yorumlar
Hakaret, nefret söylemi ve kişisel bilgi içeren yorumlar kaldırılır.