En Çok Tartışılan: İnternette içerik çıkarma ve 24 saatte erişim engeli kararları
Meclis bu teklifi kabul etti. Sen katılıyor musun?
Oyunu verince sonucu görürsün.
7550 sayılı kanun olarak yasalaştı.
El Kaldırarak Kabul Edildi
Genel Kurul bu teklifin tümünü el kaldırarak (resmi adıyla işaretle oylama) kabul etti. Bu yöntemde kimin ne oy verdiği kayda geçmez, bu yüzden parti bazında sonuç yok.
Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan teklif, temel hak ve özgürlüklerin daha etkin korunmasını, adalete erişimin kolaylaştırılmasını ve yargı hizmetlerinin hızlandırılmasını hedefliyor. Teklifin genel gerekçesinde, adalet sisteminde tarafsızlığın ve bağımsızlığın güçlendirilmesi, hukuk güvenliğinin artırılması ve makul sürede yargılanma hakkının güvence altına alınması temel amaçlar arasında gösteriliyor.
Hazırlık sürecinde 2021–2023 yıllarında yürürlüğe giren Yargı Reformu Strateji Belgeleri esas alınarak Adalet Bakanlığı koordinasyonunda çalışmalar yapıldığı, bu çalışmaların yasama, yürütme, yargı organları, barolar, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının katkısıyla şekillendiği belirtiliyor. 23 Ocak 2025 tarihinde kamuoyuna açıklanan Dördüncü Yargı Reformu Strateji Belgesi, teklifin temel dayanağı olarak öne çıkıyor.
Gerekçede, ceza adalet sisteminin daha caydırıcı ve etkili hale getirilmesi, kişisel verilerin korunması, çocuk ve gençlerin korunması, toplum sağlığına yönelik tehditlerin azaltılması gibi öncelikler sıralanıyor. Ayrıca trafik güvenliği, toplumsal şiddetin önlenmesi, ceza ve infaz sisteminde bireyselleştirilmiş yöntemlerin geliştirilmesi ve denetimli serbestlik uygulamalarının güçlendirilmesi de düzenlemenin ana hedefleri arasında yer alıyor.
Teklif, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ortaya çıkan belirsizliklerin giderilmesini, uluslararası yükümlülüklerle uyum sağlanmasını ve farklı suç türleriyle mücadelede daha etkili bir ceza hukuku çerçevesi oluşturulmasını da amaçlıyor. Genel gerekçede, toplumda güven duygusunun artırılması, hukukun üstünlüğü ve adaletin etkin işleyişi için bu düzenlemelerin gerekli olduğu ifade ediliyor.
CHP şerhi, teklifin birden fazla kanunu aynı metin altında değiştirmesini, torba kanun tekniği nedeniyle ayrıntılı müzakereyi zorlaştırdığı gerekçesiyle eleştiriyor. Bu yöntemin, farklı etkileri olan düzenlemelerin birbirine eklemlenmesine yol açarak hem komisyon hem Genel Kurul safhasında “bütüncül etki analizi” yapılmasını güçleştirdiği vurgulanıyor. Şerh, temel haklara temas eden maddelerde kanunilik, belirlilik ve ölçülülük ilkelerinin metin düzeyinde daha açık ve dar kapsamlı yazılmasını talep ediyor. İnternet başlığında, 5651 sayılı Kanun’da “içeriğin internet ortamından çıkarılması”, “uyarı yöntemi” ve “ilk bakışta ihlal” gibi kavramların muğlak yorum riski taşıdığı; bu ifadelerin, idari bildirim ve hızlı icra mekanizması üzerinden yargısal denetimin ağırlığını fiilen azaltabileceği çekincesi öne çıkıyor. Buna karşı “gerekçeli karar standardı”, karar–icra–itiraz zincirinde ölçülülük testi, platformlara açık zaman çizelgesi ve kullanıcıya etkili başvuru güvencesi öneriliyor. Hakimler ve Savcılar Kurulu düzenlemesinde, görev süresi biten üyelerin boş kadro aranmaksızın yüksek yargıya seçilebilmesinin “eşitlik” ve “tarafsızlık algısı” boyutları tartışmaya açılıyor; Kurul’un yüksek yargıyla ilişkisine çıkar çatışması şüphesi düşmemesi için nesnel kıstas ve gerekirse “bekleme süresi” (cooling-off) benzeri güvence isteniyor. Kanun yolu eşiğine ilişkin HMK/İYUK/İİK düzenlemelerinde, AYM kararlarına uyum olumlu karşılanmakla birlikte “davanın açıldığı tarih” esasına geçişin pratikte hak arama maliyetini artırmaması için adli yardım–harç rejimiyle birlikte düşünülmesi gerektiği belirtiliyor. İnfaz başlığında, 105/A’daki “onda bir” şartı ve özel infaz usulleri (konutta/gece–hafta sonu, elektronik izleme) için denetlenebilirlik, uygulama birliği ve orantılılık vurguları öne çıkıyor.
DEM Parti, paketin özellikle dijital haklar ve infaz eksenindeki düzenlemelerini “özgürlük alanlarında daralma” perspektifinden ele alıyor. 5651’de tanımları genişleyen içerik çıkarma ve uyarı yöntemi ile “ilk bakışta ihlal varsa 24 saat içinde karar” standardının, hızlı koruma gerekçesiyle geniş ve muğlak bir müdahale alanı doğurabileceğini; bunun da ifade özgürlüğü ve haber alma hakkı üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini savunuyor. Özellikle çok büyük sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik yükümlülüklerin ve yaptırımların (ör. yoğun bant daraltma riski) orantılı kurgulanması, idari işlemlerin gerekçelendirilmesi, etkili ve süratli yargısal denetim ile karşı-bildirim süreçlerinin açık yazılması gerektiği belirtiliyor. İnfaz düzenlemelerinde konutta infaz, elektronik izleme ve yükümlülüğe aykırılıkta kararın kaldırılması gibi hükümler, “sürekli gözetim ve denetim” kaygısıyla ele alınıyor; mahremiyet, kişisel verilerin korunması ve toplumsal eşitsizliklerin bu mekanizmalar üstünden derinleşmemesi için somut güvenceler isteniyor. HSK maddesinde, görev sonrası doğrudan yüksek yargıya geçişin kurumsal bağımsızlık–tarafsızlık algısını aşındırabileceği, bu nedenle yasal metne çıkar çatışması güvenceleri ve şeffaf atama kıstasları eklenmesi gerektiği savunuluyor. Kanun yolu eşiği düzenlemelerinde ise AYM’ye uyum kabul edilse de, maddi eşikler–yargılama maliyeti–adli yardım üçgeninde fiili erişimin zayıflamaması gerektiği hatırlatılıyor.
İYİ Parti, paketteki AYM uyumu içeren başlıkları (kanun yolu eşiğinin “dava tarihi”ne bağlanması, 5651’de iptal gerekçelerine uygun çerçeve kurulması gibi) ilkesel olarak olumlu bulurken; metinlerde muğlaklık üretme ihtimali gördüğü ifadelere ve denetimsiz işlem hızına rezerv koyuyor. İnternet düzenlemelerinde “ilk bakışta ihlal–24 saat” standardının kanıt ölçütü, gerekçe düzeyi ve itiraz yolu ile birlikte yazılması; uyarı yöntemi ve bildirim muhataplarının açık hiyerarşiyle belirtilmesi; karar–icra–itiraz izleğinin zaman çizelgeleri ve yükümlülük payları ile netleştirilmesi isteniyor. İnfazda 105/A “onda bir” şartı ve özel infaz usullerinde (konutta/gece–hafta sonu) uygulama birliği ve ölçülülük ısrarı var: farklı infaz hakimliklerinde doğabilecek yerel farklılıkların önüne geçmek için alt düzenlemelerin açık ve veriye dayalı olması talep ediliyor. HSK düzenlemesinde, yüksek yargıya boş kadro aranmaksızın dönüş formülünün eşitlik–liyakat tartışması yaratmaması için nesnel kıstaslar isteniyor. Genel olarak, AYM’ye uyumla belirlilik sağlanmasının memnuniyet verici olduğu, fakat hak ve özgürlükler alanında orantılılık güvencelerinin ayrıntılandırılması gerektiği vurgulanıyor.
Yeni Yol Partisi şerhi, düzenlemeleri yöntem ve etki analizi açısından irdeliyor. Torba tekniği yerine, her politika alanının (ceza adaleti/infaz, dijital haklar, yargı yönetimi, kanun yolu) ayrı tekliflerle tartışılmasının hem katılımı hem denetimi güçlendireceği ifade ediliyor. 5651 değişikliklerinde, KOBİ’ler ve içerik üreticileri gibi ekosistem paydaşlarının yükümlülüklerden orantısız etkilenmemesi için kademeli geçiş, rehber–ikincil düzenleme ve şeffaf raporlama önerileri öne çıkıyor. İnfaz değişikliklerinde elektronik izleme–konutta infaz gibi araçların kurumsal kapasite, bütçe, personel ve teknik altyapı gerektirdiği; bu koşullar yazılı güvenceye bağlanmadan hedeflenen etkinliğin yakalanmasının zor olduğu belirtiliyor. HSK maddesine ilişkin tartışmada, yüksek yargıyla kurumsal mesafeyi koruyacak ilke seti ve nesnel atama ölçütleri talep ediliyor. Genel çerçevede, etki analizi–ölçme-değerlendirme ekseninde sayısal göstergeler (hedef süreler, itiraz/geri dönüş oranları, tekrar suç işleme verisi vb.) üzerinden şeffaf kamu raporlaması isteniyor.
Torba kanun tekniği: Farklı disiplinlerin tek metinde toplanmasının, düzenlemelerin etki analizini ve parlamenter denetimi zorlaştırdığı görüşü paylaşılıyor; komisyon–genel kurul aşamalarında ayrı ayrı tartışma ihtiyacı vurgulanıyor.
Belirlilik ve ölçülülük: Özellikle 5651’deki tanımlar ve hızlı karar mekanizmasında muğlak kavramların daraltılması; kararların gerekçeli, zaman çizelgeli, itiraza açık kurgulanması talep ediliyor.
Yargısal denetim ve eşitlik: HSK maddesinde tarafsızlık algısının korunması, kanun yolu eşiği değişikliklerinin fiili erişimi azaltmaması için adli yardım/harç düzeneklerinin güçlendirilmesi isteniyor.
İnfazda denetim ve veri: “Onda bir” şartı ve özel infaz usullerinin uygulama birliği, veriyle izleme ve orantılılık ilkeleriyle yürütülmesi, elektronik izleme ve konutta infazın temel hak güvenceleriyle desteklenmesi gerektiği yineleniyor.
Bu çerçevede, muhalefet şerhlerinin ortak paydası; hızlı icra niyetinin hak güvenceleri ile dengelenmesi, uygulama birliğini sağlayacak ikincil düzenlemelerin şeffaf ve veri temelli biçimde yapılması ve her başlığın kendi etkileri üzerinden ayrı ayrı tartışılması gereği olarak özetlenebilir.
Değişiklik: İcra ve İflas Kanunu’nda istinaf ve temyiz başvurularında parasal sınırın belirlenmesinde artık davanın açıldığı veya şikayet başvurusunun yapıldığı tarih esas alınacak. Önceden hükmün verildiği tarih dikkate alınıyordu. Maddenin üçüncü fıkrası kaldırıldı.
Gerekçe: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla doğan belirsizliğin giderildiği ve tarafların dava açarken hangi kanun yoluna başvurabileceğini öngörmesinin mümkün hale geldiği belirtiliyor.
Muhalefet: CHP, düzenlemenin ekonomik koşullar altında borçluların kanun yoluna erişimini daraltabileceğini savundu. DEM Parti, sabit parasal eşiklerin adalete erişimi sınırlayabileceğini belirtti. İYİ Parti, uyumu olumlu buldu ancak adli yardım sisteminin güçlendirilmesini istedi. Yeni Yol Partisi, değişikliğin izlenmesi ve etki analizlerinin yapılmasının önemine dikkat çekti.
Değişiklik: Noterlik Kanunu’nun 125. maddesi yeniden yazıldı. Noterlerin görev gereklerine aykırı davranışları için disiplin cezası uygulanacağı açık biçimde düzenlendi.
Gerekçe: Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hükmün belirsiz olduğu ifade edilmiş ve yeni düzenlemenin noterlerin hangi davranışlarının disiplin cezası doğuracağını öngörülebilir hale getirdiği belirtilmiş.
Muhalefet: CHP, cezaların ağırlaştırılmasının noterler üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. DEM Parti, düzenlemenin mesleki bağımsızlığı zedeleyebileceğini ifade etti. İYİ Parti, netliğin olumlu olduğunu belirtti ancak keyfi cezalandırma ihtimaline işaret etti. Yeni Yol Partisi, disiplin sisteminin şeffaf ve denetime açık hale getirilmesi gerektiğini savundu.
Değişiklik: Noterlik Kanunu’nun 126. maddesi değiştirildi. Uyarma, kınama, para cezası, geçici işten çıkarma ve meslekten çıkarma gibi cezalar tek tek sayıldı ve hangi fiillere uygulanacağı açıklandı.
Gerekçe: Noterler açısından disiplin rejimindeki belirsizliğin giderildiği, hukuki güvenliğin sağlandığı ve keyfi uygulamaların önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtiliyor.
Muhalefet: CHP, ceza türlerinin netleşmesini olumlu buldu ancak cezaların genişletilmesiyle noterlerin sürekli tehdit altında kalabileceğini söyledi. DEM Parti, meslek özgürlüğünün zayıfladığını belirtti. İYİ Parti, uygulamada farklılıkların önlenmesi gerektiğini ifade etti. Yeni Yol Partisi, ölçülülük için veriye dayalı izleme mekanizmaları kurulmasını önerdi.
Değişiklik: Noterlik Kanunu’nun 127. maddesi değiştirildi. Tekerrür halinde bir derece ağır ceza uygulanacak, olumlu geçmişte ise bir derece hafif ceza verilebilecek. Ayrıca disiplin cezaları için zamanaşımı süreleri getirildi.
Gerekçe: Noterlerin süresiz disiplin tehdidi altında kalmasının önüne geçildiği, cezaların caydırıcılığının korunduğu ve iyi geçmiş hizmetlerin de dikkate alındığı ifade ediliyor.
Muhalefet: CHP, zamanaşımı süresini olumlu buldu ancak ağırlaştırma hükmünün keyfi uygulanabileceğini dile getirdi. DEM Parti, ağırlaştırma düzenlemesinin meslek hayatında orantısız sonuçlar doğurabileceğini söyledi. İYİ Parti, lehe hükümlerin olumlu olduğunu ancak uygulamanın yeknesak olması gerektiğini vurguladı. Yeni Yol Partisi, kararların raporlanmasıyla keyfiliğin önlenmesini önerdi.
Değişiklik: Noterlik Kanunu’nun 157. maddesi yürürlükten kaldırıldı.
Gerekçe: Yeni disiplin düzenlemeleriyle eski hükmün işlevsiz hale geldiği ve kanunun sadeleştiği belirtiliyor.
Muhalefet: İYİ Parti, tamamen kaldırmak yerine sadeleştirme seçeneğinin değerlendirilebileceğini belirtti.
Değişiklik: Noterlik Kanunu’nun 159. maddesindeki hatalı atıf düzeltilerek “ikinci fıkrasının (l) bendi” ifadesi getirildi.
Gerekçe: Maddeler arasındaki hatalı atıfların düzeltildiği ve doğru bağlantıların kurulduğu ifade ediliyor.
Muhalefet: Bu maddeye yönelik doğrudan itiraz yapılmadı.
Değişiklik: İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda parasal sınırların belirlenmesinde artık dava tarihi esas alınacak.
Gerekçe: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uyum sağlandığı, tarafların davanın başında hangi kanun yoluna başvurabileceğinin netleştiği belirtiliyor.
Muhalefet: CHP, değişikliğin yüksek dava değerlerinde vatandaşın hak arama imkanını daraltabileceğini belirtti. DEM Parti, sabit eşiklerin adalete erişimde eşitsizlik yaratabileceğini söyledi. İYİ Parti, düzenlemeyi olumlu buldu ancak adli yardım sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yeni Yol Partisi, düzenlemenin sonuçlarının veriyle izlenmesini önerdi.
Değişiklik: TCK’nın 35. maddesinde değişiklik yapıldı. Kasten öldürmeye teşebbüs suçunda ceza aralıkları yükseltildi.
Gerekçe: Artan şiddet olayları karşısında cezaların yetersiz kaldığı, mağdur haklarının daha güçlü şekilde korunduğu ve caydırıcılığın artırıldığı ifade ediliyor.
Muhalefet: CHP, ceza artışının gerekli olduğunu ancak sosyal önleyici tedbirlerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. DEM Parti, ceza artışlarının sorunu çözmeyeceğini, şiddetin toplumsal nedenlerine odaklanılması gerektiğini savundu. İYİ Parti, düzenlemeyi destekledi fakat caydırıcılığın sadece ceza artışıyla sağlanamayacağını belirtti. Yeni Yol Partisi, cezaların artmasının infaz sistemi üzerinde yeni yükler doğurabileceğini kaydetti.
##Madde 9 – Kasten yaralama suçlarında ceza artışı
Değişiklik: Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde kasten yaralama suçunun ceza alt ve üst sınırları yükseltildi. Basit yaralamada alt sınır bir yıldan bir yıl altı aya çıkarıldı, nitelikli hallerde de benzer artışlar yapıldı.
Gerekçe: Son yıllarda artan şiddet olayları karşısında mevcut cezaların yetersiz kaldığı, kamu düzeni ile bireylerin vücut dokunulmazlığının daha güçlü şekilde korunmasının hedeflendiği belirtiliyor.
Muhalefet: CHP ve İYİ Parti, düzenlemeyi destekledi ancak yalnızca ceza artışının caydırıcılık sağlamayacağını, şiddetin önlenmesi için sosyal ve kültürel önlemlerin de hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Değişiklik: TCK’nın 87. maddesinde yapılan değişiklikle, ağır neticeler doğuran yaralama suçlarında öngörülen cezalar artırıldı.
Gerekçe: Yargı kararlarında mağdurun uğradığı zararla ceza arasındaki orantının gözetildiği ve ağır bedensel zararların daha caydırıcı biçimde karşılık bulmasının amaçlandığı ifade ediliyor.
Muhalefet: Bu maddeye ilişkin muhalefet şerhlerinde, cezaların artmasının mağdurlar için olumlu olduğu ancak sağlık hizmetleri ve mağdur destek mekanizmalarının da güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Değişiklik: TCK’nın 106. maddesinde, basit tehdit suçunun alt sınırı bir aydan iki aya çıkarıldı. Nitelikli hallerde ise üst sınır yükseltildi.
Gerekçe: Toplumda giderek artan tehdit vakalarının caydırıcı bir şekilde cezalandırılmasının ve mağdurların güvenlik endişelerinin giderilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.
Muhalefet: CHP, ceza artışını olumlu buldu ancak mağdurun korunması için kolluk ve yargı makamlarının daha hızlı tedbir alabilmesi gerektiğini dile getirdi.
Değişiklik: TCK’nın 170. maddesi değiştirildi. Ses ve gaz fişeği atabilen kurusıkı silahlarla ateş etme fiili madde kapsamına alındı. Ayrıca düğün, asker uğurlaması, konser, stadyum, pazar ve çarşı gibi toplu alanlarda işlenmesi halinde cezanın yarıdan bir katına kadar artırılacağı hükme bağlandı.
Gerekçe:Kurusıkı silahların fiilen ciddi tehlikeler doğurabildiği, toplu alanlarda rastgele silah kullanımının toplum güvenliğini sarstığı ve bu nedenle cezaların ağırlaştırıldığı ifade ediliyor.
Muhalefet: İYİ Parti, düzenlemeyi olumlu buldu ancak denetim kapasitesinin artırılması gerektiğini kaydetti. DEM Parti, cezaların artırılmasının tek başına çözüm olmayacağını, toplumsal bilinç ve eğitim kampanyalarının daha etkili olacağını savundu.
Değişiklik: TCK’nın 179. maddesinde değişiklik yapıldı. İkinci fıkranın alt sınırı artırıldı, üçüncü fıkrada ise alkol veya uyuşturucu etkisiyle araç kullanma bağımsız bir suç olarak daha yüksek yaptırımlarla düzenlendi.
Gerekçe: ürkiye’de trafik kazalarının ve ölümle sonuçlanan olayların yüksek seviyede seyrettiği, özellikle alkollü ve uyuşturucu etkisiyle araç kullanımına karşı daha caydırıcı cezalar getirilmesinin amaçlandığı belirtiliyor.
Muhalefet: DEM Parti, cezaların artırılmasının yanında trafik altyapısının ve eğitim çalışmalarının da güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. CHP ise değişikliği destekledi.
Değişiklik: TCK’nın 223. maddesi yeniden kaleme alındı. Kara, deniz, demir yolu ve hava araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması suç olarak tanımlandı. Bu suçların işlenmesi sırasında başka suçlar da işlenirse ayrıca ceza verileceği düzenlendi. Ayrıca maddenin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırıldı.
Gerekçe: Ulaşım güvenliğini tehdit eden fiillerin son yıllarda arttığı, mevcut hükümlerin yetersiz kaldığı ve bu nedenle cezaların caydırıcı şekilde yeniden düzenlendiği ifade ediliyor.
Muhalefet: CHP, düzenlemeyi destekledi. DEM Parti ise bu denli önemli bir suç tipinin torba kanun yöntemiyle değiştirilmesini eleştirdi ve daha kapsamlı tartışma yapılması gerektiğini belirtti.
Değişiklik: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde yapılan değişiklikle, toplu alanlarda genel güvenliği tehlikeye sokma suçları seri muhakeme usulünün kapsamı dışına alındı.
Gerekçe: Genel güvenliği tehlikeye sokan suçların basit ve hızlı yargılama usulüyle sonuçlandırılmasının yetersiz kaldığı, genel yargılama sürecinde görülmesinin caydırıcılığı artıracağı belirtiliyor.
Muhalefet: Muhalefet partileri bu düzenlemeye doğrudan itiraz etmedi.
Değişiklik: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 11. maddesi değiştirildi. Çocuk hükümlüler için infaza artık çocuk kapalı ceza infaz kurumunda başlanacak, daha sonra eğitimevine geçiş esas olacak.
Gerekçe: Çocukların suçtan uzaklaştırılması ve topluma yeniden kazandırılmaları için kademeli bir infaz modeline ihtiyaç duyulduğu, çocuk eğitimevlerinin bu amaçla daha uygun kurumlar olduğu ifade ediliyor.
Muhalefet: DEM Parti, çocukların kapalı kurumlarla temasının en aza indirilmesi gerektiğini, doğrudan eğitimevlerine yönlendirilmenin daha doğru bir yöntem olacağını vurguladı.
Değişiklik: 5275 sayılı Kanun’un 15. maddesi yeniden düzenlendi. Hükümlü çocuklar iyi hal değerlendirmesi sonucunda eğitimevine ayrılabilecek. Olumsuz değerlendirmelerde yeniden inceleme süresi en fazla 6 ay olacak. Ayrıca belirli suçlarda doğrudan eğitimevine geçiş imkanı getirildi.
Gerekçe: Çocukların eğitim ve iyileştirme süreçlerine daha hızlı dahil edilmelerinin hedeflendiği ve kapalı kurumlarda uzun süre kalmalarının önlenmek istendiği belirtiliyor.
Muhalefet: CHP ve DEM Parti, düzenlemeyi olumlu bulmakla birlikte, iyi hal değerlendirmelerinin objektif kriterlerle yapılması gerektiğini ve keyfi kararların önlenmesi için bağımsız denetimin şart olduğunu belirtti.
Değişiklik: 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinde değişiklik yapıldı. Koşullu salıverilmesine bir yıl kala denetimli serbestlikten yararlanmak isteyen hükümlünün cezasının en az onda birini cezaevinde geçirmiş olması şartı getirildi. Bu süre en az beş gün olacak.
Gerekçe: Önceki düzenlemede bazı hükümlülerin cezaevinde hiç kalmadan cezalarını dışarıda infaz ettiği, bunun caydırıcılığı zayıflattığı ve yeni düzenleme ile cezanın belirli bir kısmının mutlaka cezaevinde geçirilmesinin amaçlandığı ifade ediliyor.
Muhalefet: CHP, düzenlemenin toplumda adalet duygusunu güçlendireceğini ancak infaz hakimliklerinin keyfi uygulamalarının önüne geçmek için daha net kriterler gerektiğini belirtti. DEM Parti ise cezaevinde kısa da olsa kalma zorunluluğunun rehabilitasyon hedefiyle çelişebileceğini savundu.
Değişiklik: 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesi değiştirildi. Daha önce ikinci defa tekerrür halinde koşullu salıverme imkanı bulunmazken, yeni düzenleme ile ağırlaştırılmış müebbetlerde 39 yıl, müebbetlerde 33 yıl, süreli hapislerde ise cezanın dörtte üçü infaz edilirse koşullu salıvermeden yararlanılabilecek.
Gerekçe: Tekerrür hükümlerinin çok sert olması nedeniyle cezaevinde umut hakkı tanınmayan hükümlülerin topluma uyum süreçlerinin imkansız hale geldiği, bu düzenleme ile adalet duygusunun güçlendirilmek istendiği belirtiliyor.
Muhalefet: İYİ Parti, düzenlemenin insancıl bir yaklaşım olduğunu ancak infaz sisteminin kapasitesini zorlayabileceğini söyledi. CHP ise tekerrür uygulamasının daha köklü biçimde gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Değişiklik: 5275 sayılı Kanun’un 110. maddesi değiştirildi. Kısa süreli hapis cezalarının gece infazı, hafta sonu infazı veya konutta infaz edilmesi imkanı genişletildi. Konutta infaz edilen cezalar için elektronik izleme getirildi. Yükümlülüklere uyulmaması halinde özel infaz kaldırılarak genel infaz usullerine dönülecek.
Gerekçe: Hükümlülerin aile ve iş hayatlarıyla bağlarının tamamen kopmaması için esnek infaz yöntemlerine ihtiyaç duyulduğu, elektronik izleme ile denetimin sağlanacağı ifade ediliyor.
Muhalefet: CHP, düzenlemeyi destekledi ancak toplum güvenliği bakımından ağır suçlarda bu imkanın verilmemesi gerektiğini ifade etti. DEM Parti, elektronik izleme sisteminin sürekli gözetim ve mahremiyet ihlali riski doğurabileceğini belirtti.
Değişiklik: 5275 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesindeki “ikinci defa mükerrir olup 31/7/2023 itibarıyla cezaevinde bulunanlar” ibaresi çıkarıldı.
Gerekçe: Tekerrür hükümlerinde yapılan değişikliklere uyum sağlanmasının hedeflendiği belirtiliyor.
Muhalefet: Bu maddeye özel bir itiraz kaydedilmedi.
Değişiklik: 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici madde ile, 105/A maddesinde getirilen “onda bir” şartı geçmişte işlenmiş suçlara uygulanmayacak.
Gerekçe: Ceza hukukunun geriye yürümezliği ilkesinin gözetildiği ve yeni düzenlemenin geçmişte işlenen suçlara uygulanmayacağı ifade ediliyor.
Muhalefet: Bu düzenlemeye muhalefet şerhi düşülmedi.
Değişiklik: 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “içeriğin çıkarılması” ve “uyarı yöntemi” kavramları tanımlandı.
Gerekçe: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda belirsiz kalan kavramların açıklığa kavuşturulduğu belirtiliyor.
Muhalefet: CHP ve DEM Parti, “uyarı yöntemi” ifadesinin geniş idari yetki doğurabileceğini, bu nedenle ifade özgürlüğünü zedeleyebileceğini savundu. İYİ Parti, düzenlemeyi teknik açıdan doğru buldu ancak kararların gerekçeli olması gerektiğini vurguladı. Yeni Yol Partisi, küçük ölçekli internet aktörlerinin bu yükümlülüklerden orantısız biçimde etkilenebileceğini dile getirdi.
Değişiklik: 5651 sayılı Kanun’un 8. maddesinde değişiklik yapıldı. Artık hakimler, içeriğin internetten çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verebilecek, kararların icrası için usuller yeniden düzenlendi.
Gerekçe: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarıyla ortaya çıkan boşluğun doldurulduğu ve erişim engelleme ile içerikten çıkarma kararlarının daha etkili şekilde uygulanmasının hedeflendiği ifade ediliyor.
Muhalefet: CHP ve DEM Parti, erişim engelleme ve içerikten çıkarma kararlarının ölçülülük ilkesine aykırı şekilde kullanılabileceğini savundu. İYİ Parti, teknik uyumu olumlu karşıladı ama itiraz yollarının daha net düzenlenmesini istedi.
Değişiklik: 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi yeniden yazıldı. Hakim, “ilk bakışta ihlal” olduğu durumlarda 24 saat içinde içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verebilecek.
Gerekçe: Kişilik haklarının ihlal edildiği durumlarda mağdurun hızlı biçimde korunmasının amaçlandığı belirtiliyor.
Muhalefet: CHP, “ilk bakışta ihlal” kavramının muğlak olduğunu ve keyfi kararların önünü açabileceğini söyledi. DEM Parti, BTK’ya tanınan yetkilerin genişletildiğini ve bunun ifade özgürlüğü üzerinde baskı yaratabileceğini belirtti. İYİ Parti, hızlı korumayı doğru buldu ama kararların gerekçeli ve denetime açık olması gerektiğini ifade etti. Yeni Yol Partisi, büyük sosyal ağlara getirilen ağır yükümlülüklerin küçük aktörler için de geçerli hale gelmesinden endişe duydu.
Değişiklik: MÖHUK’un 27. maddesi değiştirildi. Taraflar hukuk seçebilecek, fakat işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri saklı kalacak. Hakim ayrıca daha sıkı ilişkili hukuku uygulayabilecek.
Gerekçe: Yurt dışında çalışan işçilerin korunmasının ve iş uyuşmazlıklarında belirsizliğin önlenmesinin hedeflendiği ifade ediliyor.
Muhalefet: DEM Parti, işçinin asgari korumasının zayıflayabileceğini savundu.
Değişiklik: HSK üyelerinin görev süresi bitince, adli yargıdan gelenler Yargıtay’a, idari yargıdan gelenler Danıştay’a doğrudan seçilebilecek. Boş kadro yoksa ilk boşalan kadro onlara tahsis edilecek.
Gerekçe: HSK üyelerine kariyer güvencesi sağlanmasının amaçlandığı belirtiliyor.
Muhalefet: CHP, avukat ve akademisyen kökenli HSK üyelerinin bu haktan yararlanamamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyledi. DEM Parti, bu düzenlemenin yüksek yargı bağımsızlığına gölge düşürebileceğini dile getirdi. İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi, tarafsızlık algısının korunması için nesnel kriterlerin belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Değişiklik: HMK’da da istinaf ve temyiz sınırlarının belirlenmesinde dava tarihi esas alınacak, üçüncü fıkra kaldırılacak.
Gerekçe: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uyum sağlandığı ve tarafların davanın başında hangi kanun yoluna başvurabileceğinin netleştiği ifade ediliyor.
Muhalefet: İYİ Parti, teknik uyumu olumlu buldu fakat yüksek dava değerlerinde vatandaşın kanun yoluna erişiminin daralabileceğine dikkat çekti.
Maddeler bir bütün olarak incelendiğinde; ceza hukukunda şiddet ve trafik suçlarına yönelik cezaların ağırlaştırıldığı, infaz hukukunda çocuk, yaşlı ve hasta hükümlülere yönelik insancıl düzenlemeler getirildiği görülüyor. İnternet düzenlemeleri, muhalefetin en sert eleştirilerini alırken; HSK düzenlemesi de kurumsal tarafsızlık tartışmasını beraberinde getirdi. CHP ve DEM Parti genellikle özgürlük alanlarının daraldığını savunurken, İYİ Parti teknik uyuma destek verse de denetim ve ölçülülük eksikliklerine dikkat çekti. Yeni Yol Partisi ise özellikle internet düzenlemelerinde küçük aktörlerin yükümlülüklerden olumsuz etkilenebileceğini vurguladı.
Yorumlar
Hakaret, nefret söylemi ve kişisel bilgi içeren yorumlar kaldırılır.