Bayburt Milletvekili Orhan Ateş, İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Afyonkarahisar Milletvekili Hasan Arslan'ın ilk imzacısı olduğu ve toplamda 110 milletvekilinin imzasıyla hazırlanan "Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", 24 Haziran 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuştur. İlgili komisyonlarda görüşüldükten sonra TBMM Genel Kuruluna sevk edilen teklif, 21 Temmuz 2025 tarihinde yapılan oylamada 102 ret oyuna karşılık 260 kabul oyuyla yasalaşmıştır.
Aşağıda, hekimlerin çalışma koşullarından tıbbi kenevir üretimine, organ bağışından sağlık lisanslarının verilmesine kadar pek çok kritik alanda önemli değişiklikler getiren bu kanun teklifinin genel gerekçesi, muhalefet partilerinin eleştirileri ve maddelerinin detaylı bir incelemesi sunulmaktadır.
Genel Gerekçe
Teklifin genel gerekçesinde, Türkiye'nin sağlık alanında yürüttüğü politikalarla hizmetlerin yaygınlaştırıldığı ve kalitesinin artırıldığı, altyapının iyileştirildiği belirtilmektedir. Ancak sosyal ve ekonomik dönüşüm, gelişen teknoloji ve artan taleplerin sağlık sisteminde sürekli bir revizyonu zorunlu kıldığı vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı" çerçevesinde daha kaliteli bir sağlık hizmeti sunumu sağlamak amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklikler yapılması hedeflenmektedir.
Bu kapsamda teklifle öngörülen başlıca düzenlemeler şunlardır:
- Eczaneler için toptan ilaç satışı ve İlaç Takip Sistemi (İTS) bildirim ihlallerine yönelik yaptırımların yeniden düzenlenmesi.
- Tabiplerin en fazla iki özel sağlık kuruluşunda ve sadece sigortalı (4/a kapsamında) olarak çalışabilmesinin sağlanması.
- Tıbbi işlemler için gereken onamın (muvafakat) elektronik ortamda alınabilmesi.
- Ebe ve hemşire yardımcılığı gibi unvanların "sağlık bakım teknisyeni" altında birleştirilmesi ve yeni sağlık mesleklerinin (diş protez teknisyenliği, nükleer tıp teknikeri) ihdas edilmesi.
- Organ bağışı beyanının e-Devlet üzerinden yapılabilmesi.
- Özel sağlık kuruluşlarının yanıltıcı reklam ve tanıtım faaliyetlerine idari para cezası getirilmesi.
- Sahte tıbbi cihazları piyasaya arz edenlere yönelik idari yaptırımların artırılması.
- Optisyen-Gözlükçüler Birliği ve odalarının organlarının ve disiplin hükümlerinin düzenlenmesi.
- Sağlık Bakanlığı tarafından verilen bazı lisans ve ruhsatların ücretlendirilmesi ve açık artırma ile verilebilmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararı doğrultusunda yasal çerçeve oluşturulması.
Muhalefetin Eleştirileri
Muhalefet partileri, teklifin geneline ilişkin sundukları şerhlerde ortak ve farklı birçok eleştiri dile getirmiştir:
- "Torba Kanun" Usulü ve Katılımcılığın Engellenmesi: Teklifin, birbiriyle ilgisiz pek çok konuyu tek bir metinde birleştiren "torba kanun" yöntemiyle hazırlanması eleştirilmiştir. Bu durumun, maddelerin derinlemesine tartışılmasını engellediği, milletvekillerinin iradesini sakatladığı ve yasama kalitesini düşürdüğü belirtilmiştir. Ayrıca teklifin hazırlık sürecinde Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, sendikalar ve hasta dernekleri gibi temel paydaşların görüşlerinin alınmaması, toplumsal meşruiyeti zayıflatan bir eksiklik olarak görülmüştür.
- Sağlık Bakanının Komisyona Katılmaması: Toplumu doğrudan ilgilendiren bu kadar önemli bir teklifin görüşmeleri sırasında Sağlık Bakanı'nın komisyon toplantılarına katılmaması, parlamentonun denetim hakkının ve yürütmenin hesap verebilirlik ilkesinin zedelendiği şeklinde sert bir dille eleştirilmiştir. Bu durumun, milletvekilleri tarafından dile getirilen pek çok sorunun yanıtsız kalmasına neden olduğu ifade edilmiştir.
- Temel Sağlık Sorunlarını Göz Ardı Etmesi: Teklifin, sağlık sisteminin kangren haline gelmiş yapısal sorunlarına çözüm getirmediği vurgulanmıştır. Bu sorunlar arasında; kamu hastanelerinden randevu alınamaması, yoğun bakım yatağı yetersizliği, sağlıkta şiddet, atanmayan sağlıkçılar sorunu, ilaç yokluğu, hasta güvenliği zafiyetleri (Burdur'daki diyaliz faciası gibi) ve kamu hastanelerindeki yolsuzluk iddiaları sayılmıştır.
- Sağlığın Ticarileştirilmesi: Teklifin, sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasa koşullarına ve özel sektörün kar mantığına teslim eden "Sağlıkta Dönüşüm" politikalarının bir devamı olduğu savunulmuştur. Özellikle sağlık lisanslarının açık artırmayla satılmasını öngören maddenin, sağlığı alınıp satılabilen bir "meta" haline getirdiği ve Anayasa'nın sosyal devlet ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.
Maddeler, Madde Gerekçeleri ve Muhalefet Şerhleri
MADDE 1: Ecza Ticarethanelerinin Takip Sistemine Bildirim Yükümlülüğü
Yapılmak İstenen Değişiklik: Ecza ticarethanelerinin (depolarının), beşeri tıbbi ürünler ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zincirindeki tüm hareketlerini İlaç Takip Sistemine (İTS) bildirmesi zorunlu hale getirilmektedir. Bu yükümlülüğe uymayanlara, aykırılığa konu ürünlerin depocu satış fiyatının iki katı tutarında idari para cezası verilmesi öngörülmektedir. Aynı fiilin bir yıl içindeki ikinci tespitinde ceza bir kat artırılarak uygulanmakta, üçüncü tespitte ecza ticarethanesinin ruhsatnamesi iptal edilmektedir.
Madde Gerekçesi: Amaç, ilaçların ve özel tıbbi gıdaların her noktada izlenerek ürün güvenliğini sağlamak, sahte ve kaçak ürünlerin yasal tedarik zincirine girmesini önlemek ve kalite hatası olan ürünlerin etkin bir şekilde geri çekilmesini mümkün kılmaktır.
Muhalefet Şerhi: Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), bu düzenlemeyi ve özellikle üçüncü tespitte ruhsat iptali getirilmesini önemli ve yerinde bulmuştur.
MADDE 2: Hekimlerin Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışma Şartları
Yapılmak İstenen Değişiklik: Tabipler, diş tabipleri ve uzmanların özel sağlık kurumlarında ve vakıf üniversitelerinde "en fazla iki" yerde çalışabilmesi ve bu çalışmanın zorunlu olarak 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında (işçi sigortalı) olması hükme bağlanmaktadır.
Madde Gerekçesi: Hekimlerin çalışma statülerinde bütünlük sağlamak, sağlık hizmetinin kalitesini ve denetlenebilirliğini artırmak amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi: Bu madde, muhalefet partileri tarafından en sert eleştirilen maddelerden biridir.
- Hukuki Çelişkiler: Düzenlemenin, hekimlerin serbest meslek erbabı olarak vergilendirildiğini belirten Gelir Vergisi Kanunu ve 5510 sayılı Kanun'un diğer maddeleriyle çeliştiği, bu durumun uygulamada büyük bir kaos yaratacağı vurgulanmıştır. Hekimlerin, sigorta açısından işçi sayılırken, vergi açısından serbest meslek erbabı kabul edilme riski taşıdığı belirtilmiştir.
- Anayasal Hakların İhlali: Çalışma yerinin iki kurumla sınırlandırılmasının Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hakkı ve meslek özgürlüğüne bir müdahale olduğu ifade edilmiştir.
- Uygulama Sorunları: Özel sağlık kuruluşlarındaki mevcut kadro kısıtlamaları nedeniyle bu düzenlemenin fiilen işlemeyeceği, kayıt dışı çalışmayı tetikleyeceği ve hekimlerin emeklilik haklarına zarar verebileceği savunulmuştur.
MADDE 3: Tıbbi İşlemlerde Elektronik Onam Alınması
Yapılmak İstenen Değişiklik: Teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlemler için hastadan alınması gereken aydınlatılmış onamın (muvafakat) elektronik ortamda da alınabilmesine imkan tanınmaktadır.
Madde Gerekçesi: Gelişen teknolojiye uyum sağlamak ve kişilerin işlemlerini daha kolay yürütebilmelerini amaçlamaktadır.
Muhalefet Şerhi:
- Hasta Hakları ve Güvenlik: Elektronik onamın, hekim ile hasta arasındaki yüz yüze bilgilendirme sürecini mekanik bir "onay kutusu işaretlemeye" indirgeme riski taşıdığı belirtilmiştir. Türkiye'deki düşük dijital okuryazarlık seviyesi, siber güvenlik açıkları ve kişisel verilerin korunmasındaki zafiyetler (pandemi döneminde 85 milyon kişinin verisinin sızdırılması gibi) nedeniyle bu uygulamanın ciddi riskler barındırdığı ifade edilmiştir.
- Hekim Sorumluluğu: Mahkemelerin ıslak imza dışındaki rıza belgelerini geçerli saymadığı örnekler bulunduğu, bu durumun hekimler için malpraktis davalarında hukuki sorumluluk riskini artıracağı vurgulanmıştır.
MADDE 4 & 6: Sağlık Meslek Unvanlarında Değişiklik
Yapılmak İstenen Değişiklik: Ebe yardımcılığı ve hemşire yardımcılığı unvanları kaldırılarak, bu programlardaki mevcut öğrenci ve mezunlar "sağlık bakım teknisyeni" unvanı altında birleştirilmektedir. Mamografi teknikerliği unvanı kaldırılırken, "diş protez teknisyeni" ve "nükleer tıp teknikeri" unvanları ihdas edilmektedir.
Madde Gerekçesi: Yapılan işin niteliği, eğitim programlarının psikomotor ve bilişsel kazanımları gözetilerek ve ülke ihtiyacı dikkate alınarak unvanlarda düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi:
- Eğitim ve İstihdam Plansızlığı: Ataması yapılmayan on binlerce diş protez teknikeri varken, sağlık meslek liselerinde bu alanda yeni programlar açılmasının istihdam krizini derinleştireceği savunulmuştur. Benzer şekilde, unvanların bir gecede kaldırılmasının, devlet eliyle yaratılmış bir mağduriyet olduğu ve eğitim-istihdam planlamasındaki zaafı gösterdiği belirtilmiştir.
- Nitelik Kaybı: Ön lisans mezunu "tekniker" ile lise mezunu "teknisyen"in aynı unvan altında birleştirilmesinin, ön lisans eğitimini değersizleştirdiği ve sağlık hizmetlerinde nitelik kaybına yol açacağı eleştirisi yapılmıştır.
- Çocuk Hakları: Henüz çocuk yaştaki (17-18) sağlık meslek lisesi mezunlarının "sağlık bakım teknisyeni" olarak doğrudan hasta teması gerektiren bir alanda çalıştırılmasının, hem kendi gelişimleri hem de hasta güvenliği açısından ciddi riskler oluşturduğu ifade edilmiştir.
MADDE 5: Sözleşmeli Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi (SAHU)
Yapılmak İstenen Değişiklik: Sözleşmeli aile hekimlerinin uzmanlık eğitimi alabilmesi için tanınan sürenin 2029'dan 2035'e uzatılması, eğitime başlamadan önce en az beş yıl sözleşmeli aile hekimliği yapanlar için eğitim süresinin altı yıldan dört yıla indirilmesi ve rotasyon süresince görevlendirildikleri kurumlardan ek ödeme almalarının sağlanması öngörülmektedir.
Madde Gerekçesi: Sahada çalışan aile hekimlerinin uzman olmasını teşvik ederek birinci basamak sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi:
- Eğitimde Standardizasyon Sorunu: Eğitim süresinin kısaltılmasının, uzmanlık eğitiminin kalitesini düşüreceği ve eğitimde standardizasyonu bozacağı belirtilmiştir.
- Eşitsizlik: TUS ile zorlu bir süreçten geçerek aile hekimliği uzmanı olanlar (AHU) ile SAHU programı arasında ciddi bir eşitsizlik yaratıldığı, bunun iş barışını bozacağı ifade edilmiştir.
- Plansızlık: Sürenin 2035'e uzatılmasının, sistemin hedeflerine ulaşamadığının ve plansızlığın bir göstergesi olduğu savunulmuştur.
MADDE 9: Tıbbi Kenevir Üretimi ve Satışı
Yapılmak İstenen Değişiklik: Kenevir yetiştiriciliğinin amacı, "ilaç etkin maddesi" üretiminden "tıbbi ürün, sağlık ve destek ürünleri ile kişisel bakım ürünleri" elde etmeye genişletilmektedir. Bu ürünlerin sadece eczanelerden satılması ve tüm ruhsatlandırma süreçlerinin Sağlık Bakanlığı'nca yürütülmesi hükme bağlanmaktadır.
Madde Gerekçesi: Tıbbi kenevir ihtiva eden ürünlerin kontrolünün sağlanması, bitkinin yetiştirilmesinin Tarım Bakanlığı, ürüne dönüştürülmesinin ise Sağlık Bakanlığı kontrolünde olması hedeflenmektedir.
Muhalefet Şerhi: Bu madde de yoğun eleştirilere neden olmuştur.
- Halk Sağlığı Riski: "Sağlık ve destek ürünü" ile "kişisel bakım ürünü" gibi ucu açık tanımların, kenevir kullanımını normalleştirerek toplumda "esrarın serbestleştirildiği" algısı yaratabileceği ve madde bağımlılığı ile mücadeleyi zayıflatacağı belirtilmiştir.
- Denetim Zafiyeti: Türkiye'nin bağımlılıkla mücadele altyapısının (AMATEM/ÇEMATEM sayısının yetersizliği gibi) zayıf olduğu bir ortamda böyle bir düzenlemenin riskli olduğu vurgulanmıştır.
- Katılımcılık Eksikliği: Düzenleme hazırlanırken bağımlılıkla mücadele eden psikiyatri uzmanlarının ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınmadığı eleştirisi yapılmıştır.
MADDE 13: E-Devlet Üzerinden Organ Bağışı
Yapılmak İstenen Değişiklik: Kişilerin, e-Devlet veya Sağlık Bakanlığı bilişim sistemleri üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilmesi ve bu beyanın, vefat sonrası yakınlarının itirazına rağmen geçerli sayılması düzenlenmektedir.
Madde Gerekçesi: Dijital dönüşüme uyum sağlamak, bağış sürecini kolaylaştırmak ve bağışçı sayısını artırmak amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi: Düzenlemenin amacı olumlu bulunmakla birlikte, siber güvenlik açıkları ve organ ticareti gibi risklere dikkat çekilmiştir. Başkalarının e-Devlet bilgilerine erişimle kötüye kullanım olabileceği, bu nedenle beyanın bir sağlık personeli tarafından teyit edilmesi gerektiği önerilmiştir.
MADDE 14: Parklara Sağlık Tesisi Yapılması
Yapılmak İstenen Değişiklik: Toplam yüz ölçümü 2500 metrekareden büyük parklarda, imar planı değişikliği yapılmadan ve eşdeğer alan ayrılmaksızın acil sağlık istasyonu, aile sağlığı merkezi gibi tesislerin yapılmasına olanak tanınmaktadır.
Madde Gerekçesi: Özellikle eski yerleşim yerlerinde arsa teminindeki güçlükleri aşarak birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak hedeflenmektedir.
Muhalefet Şerhi: Kentlerde zaten yetersiz olan yeşil alanların ve afet toplanma alanlarının yapılaşmaya açılması riskini taşıdığı belirtilmiştir. Bu düzenlemenin şehircilik ilkelerine, yerel yönetimlerin anayasal yetkilerine ve kentlerin afet direncine aykırı olduğu savunulmuştur.
MADDE 15 ve 16: Reklam ve Sahte Tıbbi Cihaz Yaptırımları
Yapılmak İstenen Değişiklik: Özel sağlık kuruluşlarının yanıltıcı reklamlarına ve sahte tıbbi cihazları piyasaya sürenlere yönelik idari para cezaları getirilmektedir.
Madde Gerekçesi: Yanıltıcı reklamları ve haksız rekabeti önlemek, vatandaşların güvenli ürünlere erişimini artırmak amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi: İnsan sağlığını doğrudan tehlikeye atan bu tür fiiller için sadece para cezasının caydırıcı olmadığı, ruhsat iptali gibi daha ağır yaptırımların getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
MADDE 19: TÜSEB'in Kamu İhale Kanunundan Muafiyeti
Yapılmak İstenen Değişiklik: Sağlık alanında faaliyette bulunan idarelerin, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile sermayesinin yarısından fazlası TÜSEB'e ait şirketlerin sağlık alanında bizzat ürettiği mal, hizmet ve danışmanlık hizmetlerini Kamu İhale Kanunu'na tabi olmaksızın bu kuruluşlardan alabilmesi sağlanmaktadır.
Madde Gerekçesi: Kamu idarelerinin ihtiyaçlarının hızlı bir şekilde temin edilmesi amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi: Bu düzenlemenin, Kamu İhale Kanunu'nun temel ilkeleri olan rekabet, şeffaflık ve denetlenebilirliğe aykırı olduğu belirtilmiştir. Kamu kaynaklarının denetim dışı ve keyfi kullanımına yol açabileceği ve yolsuzluk riski taşıdığı ifade edilmiştir.
MADDE 25: Sağlık Lisanslarının Açık Artırma ile Verilmesi
Yapılmak İstenen Değişiklik: Sağlık alanında belirli bir hizmeti verebilme veya hastane açabilme yetkisi veren lisansların, açık artırma ile belirlenecek bedel karşılığında verilebilmesine olanak tanınmaktadır. Elde edilen gelirin %75'inin Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye (USHAŞ) aktarılması öngörülmektedir.
Madde Gerekçesi: Anayasa Mahkemesi'nin ilgili iptal kararı doğrultusunda yasal bir düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.
Muhalefet Şerhi: Bu madde, sağlığın tamamen ticarileştirilmesi ve metalaştırılması olarak yorumlanmıştır. Anayasa'nın sosyal devlet ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu, sağlık hizmetine erişimi parası olanın ayrıcalığı haline getireceği, bölgesel eşitsizlikleri derinleştireceği ve sağlık hizmetini "rant" kapısına dönüştüreceği sert bir dille eleştirilmiştir.
Yorumlar
Hakaret, nefret söylemi ve kişisel bilgi içeren yorumlar kaldırılır.